menu
MemurOl
Türkçe Testleri

Sözcükte Anlam 8

Sözcükte Anlam 8

Soru 1 / 25

Dilimizde yürek sözcüğü pek çok deyimde kullanılmaktadır. Örneğin birdenbire çok korkmayı (I) _yüreği ağzına gelmek_, içinde dayanılmaz bir acı duymayı da (II) _yüreği dayanmamak_ deyimiyle anlatırız. Birinin duyduğu üzüntü, kaygı, sıkıntıyla ilgili yeni ve ferahlatıcı bir durum ya da haber dolayısıyla sıkıntısının hafiflemesini (III) _yüreğinin yağı erimek_ deyimiyle ifade ederiz. (IV) _Yüreği yufka_ deyimini ise, acıklı durumlara hiç dayanamayan kişileri nitelemede kullanırız. Bu parçada numaralanmış deyimlerden hangisi yanlış açıklanmıştır?

Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
  1. 1. Dilimizde yürek sözcüğü pek çok deyimde kullanılmaktadır. Örneğin birdenbire çok korkmayı (I) _yüreği ağzına gelmek_, içinde dayanılmaz bir acı duymayı da (II) _yüreği dayanmamak_ deyimiyle anlatırız. Birinin duyduğu üzüntü, kaygı, sıkıntıyla ilgili yeni ve ferahlatıcı bir durum ya da haber dolayısıyla sıkıntısının hafiflemesini (III) _yüreğinin yağı erimek_ deyimiyle ifade ederiz. (IV) _Yüreği yufka_ deyimini ise, acıklı durumlara hiç dayanamayan kişileri nitelemede kullanırız. Bu parçada numaralanmış deyimlerden hangisi yanlış açıklanmıştır?

    • A) I
    • B) II
    • C) III
    • D) IV

    III numaralı 'yüreğinin yağı erimek' deyimi, parçada açıklandığı gibi bir ferahlama durumunu değil; 'çok üzülmek, acı çekmek' veya 'merak ve heyecan içinde kalmak' anlamlarını taşır. Parçadaki tanım 'yüreğine su serpilmek' veya 'yüreği ferahlamak' deyimlerine aittir.

  2. 2. Aşağıdaki dizelerin hangisinde ad aktarması yapılmıştır?

    • A) Mermer basamaklarda uçuşur beyaz tüyler
    • B) Yalnız bırakmayın beni hatıralar
    • C) Yeşil çamlar altında uyuyor şimdi ada
    • D) Gelip geçen her yüzden gizli bir akis kaldı

    D seçeneğindeki 'yüzden' sözcüğü ile 'insan' kastedilmiştir. Bir varlığın parçası söylenip tamamı kastedildiği için (parça-bütün ilişkisi) ad aktarması yapılmıştır.

  3. 3. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde ad aktarması yapılmıştır?

    • A) Kuzey ile Güney o yıllarda savaş halindeydi.
    • B) Bu iş için ne kadar zamana ihtiyacınız var?
    • C) Hayatımda böyle bir yemek yemedim.
    • D) Korkmadan bakın kendi çocukluğunuzun utangaç, sıkıntılı, meraklı, isyankar yüzüne.

    A seçeneğinde 'Kuzey ve Güney' derken sadece yönler değil, o bölgelerde yaşayan devletler kastedilmiştir (yön-ülke ilişkisiyle ad aktarması).

  4. 4. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde dolaylama vardır?

    • A) Küçük bir çocukken geceleri evimizin balkonuna uzanır ve yıldızları seyre dalardım.
    • B) Adana’nın uçsuz bucaksız ovalarında beyaz altının toplama mevsimi başladı.
    • C) Dün akşam televizyonda sinemanın tarihine ilişkin bir belgesel izledim.
    • D) İçinde yaşadığımız bu üç katlı ahşap bina bize dedemden kalmıştı.

    “Beyaz altın” ifadesi, Adana bölgesinin en önemli tarım ürünü olan 'pamuk' kelimesini karşılayan yaygın bir dolaylama örneğidir.

  5. 5. Bu kitaptaki hikayelerin hepsi denizle, kıyıyla ve teknelerle iç içe. Yazar, denizi sevdiği kadar biliyor da. Kitabı okurken deniz ve denizcilik hakkında verilen ayrıntılar, okurun burnuna yosun kokusu getiriyor. Bu parçada geçen “okurun burnuna yosun kokusu getirmek” sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Okuyucunun bilgi düzeyini artırmak
    • B) Okuyucuya denizi sevdirmek
    • C) Sezgilere yer vermek
    • D) Konuyu canlı bir biçimde anlatmak

    Yosun kokusu, denizi ve denizciliği temsil eden somut bir duyudur. Bir kitabın okurun burnuna koku getirmesi, anlatımın ne kadar gerçekçi, etkileyici ve canlı (atmosferi hissettiren) olduğunu göstermektedir.

  6. 6. I. Keskin sirke küpüne zarar. II. Yalnız taştan duvar olmaz. III. Deniz kenarında dalga eksik olmaz. IV. Bir elin nesi var, iki elin sesi var. V. İşleyen demir pas tutmaz. Yukarıdaki atasözlerinin hangileri anlamca birbirine yakındır?

    • A) I ve IV
    • B) II ve III
    • C) II ve IV
    • D) IV ve V

    II numaralı 'Yalnız taştan duvar olmaz' ve IV numaralı 'Bir elin nesi var, iki elin sesi var' atasözleri doğrudan dayanışma, birlik olma ve birlikte hareket etmenin önemini vurguladığı için anlamca birbirine en yakın atasözleridir.

  7. 7. Eleştirmenlerin, kitabına ilgi göstermemesine _bozuk çalsa_ da okurların ilgisinden memnundu. Bu cümledeki altı çizili sözle, yazarın hangi durumu anlatılmak istenmiştir?

    • A) Eleştirmenlere çok sinirlendiği
    • B) Başkalarının fikirlerini önemsemediği
    • C) Canının biraz sıkılmış olduğu
    • D) Eleştirmenleri sert bir dille eleştirdiği

    “Bozuk çalmak” deyimi, bir duruma veya kişiye içerlemek, canı sıkılmak, keyfi kaçmak ve bu durumu tavırlarıyla belli etmek anlamında kullanılır.

  8. 8. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ikileme, yansımadan doğmuştur?

    • A) Bana olanları anlatırken gözleri bulut bulut oldu.
    • B) Kuşların dallarda neşeli neşeli ötüşmeleri çocukların hoşuna giderdi.
    • C) Çakmak çakmaktı gözleri ayakkabı boyayan çocuğun.
    • D) Çığlık çığlık bağırdı biz giderken arkamızdan.

    Yansıma sözcükler doğadaki şeffaf seslerin taklidi ile oluşur. D seçeneğindeki 'çığlık' sözcüğü, insanın çıkardığı yüksek sesin ('çığ') taklidine dayandığı için yansıma kabul edilen bir kelimedir.

  9. 9. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “bir türlü söyleyememek” anlamında bir deyim kullanılmıştır?

    • A) İnsanın kurtuluşu dilini tutmasındadır, demişti.
    • B) Söyleyeceğim söylemesine de dilim varmıyor.
    • C) Hep adını anıyor, dilinden düşürmüyordu.
    • D) Söyleyecek bir şeyin yok mu, dilini mi yuttun?

    “Dilim varmıyor” deyimi, bir şeyi söylemeye çekinmek, üzücü veya zor bir durumu ifade edememek anlamında kullanılır.

  10. 10. Aşağıdaki ikilemelerden hangisini oluşturan kelimeler gerçek anlamıyla kullanılmıştır?

    • A) Kedicik etrafını kuşatan çocuklara acı acı baktı.
    • B) Olayı tane tane anlatmıştım ilgililere.
    • C) Gençlerin pırıl pırıl düşünceleri beni çok etkiledi.
    • D) Ağaçların altları sarı sarı yapraklarla örtülmüştü.

    D seçeneğindeki 'sarı sarı' ikilemesi, yaprakların gerçek rengini niteleyerek temel anlamda kullanılmıştır. Diğer seçeneklerde 'acı acı bakmak' (üzücü), 'tane tane anlatmak' (ayrıntılı), 'pırıl pırıl düşünce' (temiz/güzel) ifadeleri mecaz anlamlıdır.

  11. 11. I. Toplumcu şiirler yazmış ama siyasete _bulaşmamış._ II. Haklıyken haksız duruma _düşmek_ istemez. III. Bu sözü beynime _yazdım,_ asla unutmam. IV. İçinde yetiştiğim toplumu nasıl _unutabilirim?_ Yukarıdaki numaralanmış cümlelerin hangisindeki altı çizili sözcük gerçek anlamıyla kullanılmıştır?

    • A) I.
    • B) II.
    • C) III.
    • D) IV.

    IV numaralı cümledeki 'unutabilirim' (unutmak) eylemi, zihindeki bilgilerin korunamaması anlamında temel sözlük anlamıyla kullanılmıştır. Diğerlerindeki 'bulaşmamak' (karışmamak), 'düşmek' (maruz kalmak) ve 'yazmak' (kaydetmek) sözcükleri mecaz anlam kazanmıştır.

  12. 12. “Arkadaşım, _kara_ gün dostu biridir.” cümlesindeki altı çizili kelimenin zıt anlamlısı aşağıdakilerden hangisinde vardır?

    • A) Hasan merakla dişleri eksik, suratı sarı adamı seyretmeye koyulur.
    • B) Altı aydan beri çözülüp konuşmayan Hasan, çözülür.
    • C) İyi kalpli bir çocuktu Hasan.
    • D) Belki biraz daha ağırdan almalıyız, ne dersin?

    “Kara gün” ifadesindeki 'kara', kötü ve sıkıntılı zamanları temsil eder. Bu bağlamdaki 'kara' (kötü) sözcüğünün zıttı 'iyi'dir. D seçeneğindeki 'İyi' kelimesi bu karşıtlığı sağlamaktadır.

  13. 13. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ad aktarması yapılmıştır?

    • A) Günümüzde şiirle meşgul olan bir hayli genç var.
    • B) Şimdi çıraklık yapan bu kalemler yarın büyük şair olacaklar.
    • C) Eskiler genç şairlere örnek olmalı, onların ellerinden tutmalıdır.
    • D) İki üç şiir yazmakla da şair olunmaz elbet.

    B seçeneğinde 'kalemler' sözcüğü ile aracın kendisi değil, o aracı kullanan 'yazarlar/şairler' kastedilmiştir. Benzetme amacı güdülmeden yapılan bu sözcük değişimi bir ad aktarması (mecaz-ı mürsel) örneğidir.

  14. 14. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “el” sözcüğü deyim içinde kullanılmamıştır?

    • A) O elbette devrinin, eli kalem tutan aydınlarından biridir.
    • B) Elim dar olmasaydı onu almayı düşünürdüm aslında.
    • C) Şimdi uslu olduğuna bakma, o eskiden ele avuca sığmazdı.
    • D) Çocukları elinden tutup yolun karşısına geçirdi.

    D seçeneğindeki 'elinden tutmak' ifadesi fiziksel bir eylemi ve nesneyi (organı) ifade eder, yani gerçek (temel) anlamlıdır. Diğer seçeneklerde ise 'eli kalem tutmak' (yazmak), 'eli dar olmak' (maddi sıkıntı) ve 'ele avuca sığmamak' (şiddetli hareketlilik) birer deyimdir.

  15. 15. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “gölge” sözcüğü deyim içinde kullanılmamıştır?

    • A) Bir ağaç gölgesi bulup oraya çadır kurduk.
    • B) Ben hep onun gölgesinde yaşamak istemiyorum.
    • C) Bu bayrağın gölgesinde bulunmaktan daha hoş ne olabilir?
    • D) Şiirleriyle nice şairi gölgede bırakacağını kim bilebilirdi?

    A seçeneğinde 'gölge' sözü, ışığın engellenmesiyle oluşan karanlık alan anlamında gerçek (temel) anlamıyla kullanılmıştır. Diğer seçeneklerde ise 'himayesinde olmak' (onun gölgesinde), 'üstün gelmek' (gölgede bırakmak) gibi deyimleşmiş mecaz anlamlar söz konusudur.

  16. 16. Sanatçı yaşama dair, dünyaya dair, olan biten her şeye dair hissettiklerine, düşündüklerine bakıyor. Kendisi görürken kendi aynasından bizlere de gösteriyor. _Çeşitli konunun yazarın içinde geçişine_ tanık oluyoruz. Bu parçada geçen altı çizili sözle aşağıdakilerden hangisi anlatılmak istenmektedir?

    • A) Sanatçının, değişik konuları kendi yorumuyla anlattığı
    • B) Sanatçının, konuyu içinden geldiği gibi yansıttığı
    • C) Yazarın, kendi hayalindeki konuları ele aldığı
    • D) Sanatçının, gördüklerini tarafsız bir gözle aktardığı

    Konuların yazarın içinden geçmesi, o konuların yazarın süzgecinden, bakış açısından ve kişisel dünyasından süzülerek okura ulaştırıldığını simgeler. Yani yazar dış dünyayı kendi öznel yorumuyla sunmaktadır.

  17. 17. Kimi sözler, benzetme amacı gütmeden başka bir söz yerine kullanılabilir. Aşağıdaki dizelerin hangisinde bunun bir örneği vardır?

    • A) O ünlü eserlerini göl kenarındaki bu evde yazmış.
    • B) Kendi üslubunu bulmuş, başarılı bir sanatçıdır o.
    • C) Aldığı ödüllerle adından sıkça söz ettiriyor.
    • D) Edebiyat dergileri, onunla röportaj yapmak için yarışıyor.

    Benzetme amacı gütmeden bir sözün başka bir söz yerine kullanılmasına ad aktarması (mecaz-ı mürsel) denir. D seçeneğinde 'edebiyat dergileri' ifadesiyle derginin kendisi değil, o dergilerde çalışan yazarlar veya editörler kastedilmiştir.

  18. 18. Aşağıdakilerin hangisinde dokunma duyusuyla ilgili bir kavram, başka bir duyuyu (veya soyut durumu) nitelemek için kullanılmıştır?

    • A) Sanatçı, tatlı sesiyle sevenlerini büyüledi.
    • B) Yaşlı kadın bizi çok sıcak karşılamıştı.
    • C) Adamın bakışlarından çok mutlu olduğu anlaşılıyordu.
    • D) Serin bir bahar günü yürüyüş yapmak için sahile indim.

    Dokunma duyusuyla ilgili olan 'sıcak' sözcüğü, B seçeneğinde karşılamanın niteliğini (samimiyetini) belirtmek için mecaz olarak kullanılmıştır. Bu, duyular arası aktarım veya somut bir kavramın soyut bir tavrı nitelemesidir.

  19. 19. “Perde” kelimesi aşağıdaki cümlelerden hangisinde terim anlamıyla kullanılmıştır?

    • A) Güneşten perdelerin rengi atmış.
    • B) Şinasi’nin bu oyunu tek perdeden oluşmaktadır.
    • C) Başım döndü, sanki gözüme perde indi.
    • D) Bu haberle gerçekleri perdeliyorsun.

    B seçeneğinde 'perde', tiyatro sanatına ait bir bölümü ifade ettiği için terim anlamlıdır.

  20. 20. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili kelime yan anlamıyla kullanılmıştır?

    • A) Masanın _ayakları_ çabuk eskimiş.
    • B) Artık gözlük olmadan _gözüm_ uzağı görmüyor.
    • C) Sabahleyin bir _baş_ ağrısıyla uyandım.
    • D) _Karın_ ağrısı olanlar bu durumda ne yapmalı?

    Yan anlam, bir sözcüğün temel anlamından kopmadan, şekil veya işlev benzerliği nedeniyle kazandığı yeni anlamdır. 'Ayak' sözcüğü insanın organıyken, masanın yere basan destek kısımlarına da benzetme yoluyla 'ayak' denmesi yan anlamdır. Diğerleri organ adları olarak gerçek anlamdadır.

  21. 21. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde somut anlamlı bir kelime anlam genişlemesiyle soyut anlam kazanmıştır?

    • A) Üzerine atılan çamurdan sonra kimseyle konuşmaz olmuştu.
    • B) Yanımda rahatsız etmekten çekinen bir arkadaş gibi duran kitabı çevirdim.
    • C) Yüzümü kıpırtılı denize doğru çevirip onu düşündüm.
    • D) Vapur kıyıya homurtuyla yaklaşırken yağmur başladı.

    A seçeneğindeki 'çamur' somut bir maddedir ancak bu cümlede 'iftira' anlamında (soyut) kullanılarak mecaz anlam kazanmıştır.

  22. 22. Aşağıdaki altı çizili söz öbeklerinden hangisi “girişilen işin tehlikeli olduğunu, sıyrılmanın zor olduğunu” anlatmak için kullanılmıştır?

    • A) Karşısındaki sinirli kalabalığı görünce baktı ki _pabuç pahalı_, konuşmaktan vazgeçti.
    • B) Anlatılan olayın _aslı astarı olmadığını_ anlayınca oraya gitmekten vazgeçtim.
    • C) Böyle giderse bu işin _astarı yüzünden pahalı olacak_.
    • D) Adam _kendi başının derdine düşmüş_, bize aldırdığı bile yok.

    A seçeneğinde geçen “Pabuç pahalı” deyimi, durumun tehlikeli olduğunu fark edip geri çekilmeyi anlatır.

  23. 23. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde açıklama, kullanılan deyime uygun değildir?

    • A) Çok sağlıklı ve çevik, çivi gibi bir delikanlıydı.
    • B) Sabahleyin uyanır uyanmaz karga tulumba işe gidiyordu.
    • C) Ne yapacağı belli olmayan, deli bozuk bir adamla karşılaştık.
    • D) Bu türküyü sık sık tekrarlıyor, dilinden düşürmüyordu.

    B seçeneğindeki 'karga tulumba' deyimi 'yaka paça taşınmak' demektir, hızlı gitmek anlamında kullanılamaz.

  24. 24. Dil, bir ozanın çalgısıdır. Bu çalgıdan çıkan sesin etkileyiciliği, estetik oluşu; sözcüklerin seçimine ve yerli yerinde kullanılmasına bağlıdır. Bunları dikkate almayan ozanların çalgılarından boğuk, cızırtılı ve kulak tırmalayıcı sesler gelir. Bundan kurtulmak, şiirde dilin akorduna dikkat etmeye bağlıdır. Bu parçada “dilin akorduna dikkat etmek” sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Sözcüklere yeni anlamlar yüklemek
    • B) Farklı anlatım yolları denemek
    • C) Anlatımda sözcüklerin uyumuna önem vermek
    • D) Söyleyişten çok anlamı ön plana çıkarmak

    Akord yapmak, seslerin birbiriyle uyum içinde olmasını sağlamaktır. 'Dilin akordu' ifadesiyle de şiirde kullanılan kelimelerin birbiriyle ahenk, anlam ve ses bakımından tam bir uyum içinde olması gerektiği vurgulanmaktadır.

  25. 25. I. Bir nesil gider, bir başkası gelir, zemin ise _daima_ durur. II. Rüzgar güneye doğru gider ve kuzeye doğru döner _çoğu zaman._ III. Nehirler _hep_ doğdukları yere dönerler sonunda. IV. Bütün nehirler denize akar ve deniz _hiç_ dolmaz. Yukarıdaki numaralanmış cümlelerin hangilerindeki altı çizili sözcükler anlamca birbirine en yakındır?

    • A) I. ve II.
    • B) II. ve III.
    • C) I. ve III.
    • D) III. ve IV.

    C seçeneğinde (I ve III) 'daima' ve 'hep' sözcükleri 'sürekli olarak' anlamında eş anlamlıdır.