menu
MemurOl
Türkçe Testleri

Sözcükte Anlam 7

Sözcükte Anlam 7

Soru 1 / 25

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ad aktarması (mecaz-ı mürsel) vardır?

Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
  1. 1. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ad aktarması (mecaz-ı mürsel) vardır?

    • A) Havalar çok soğuktu ama kalorifer hâlâ yanmıyordu.
    • B) Vücudumdaki üşümenin nedenini bir türlü anlayamadım.
    • C) Göz kapaklarımın yavaş yavaş kapandığını hatırlıyorum.
    • D) Ağır ateşli hastaların rüyaları bitmek tükenmek bilmez.

    A seçeneğinde 'kalorifer' sözcüğü ile aracın kendisi kastedilmemekte, o aracın içinde yanan yakıt veya sağladığı ısı kastedilmektedir. Parça-bütün veya araç-işlev ilişkisiyle kurulan bu kullanım bir ad aktarmasıdır.

  2. 2. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “yanmak” kelimesi diğerlerinden farklı anlamda kullanılmıştır?

    • A) Uçağa zamanında yetişemezsek biletlerimiz yanar.
    • B) Mahalledeki ekili alanların hepsi yandı.
    • C) On dakika uğraştan sonra kömürler yandı.
    • D) Yazın ortalarında köyümüzdeki ağaçların hepsi yandı.

    A seçeneğindeki 'yanmak' sözcüğü 'geçersiz kalmak, hükmünü yitirmek' anlamında mecaz olarak kullanılmıştır. Diğer seçeneklerin tamamında (B, C, D) 'yanmak' fiili ısı/ateş etkisiyle tahrip olmak veya tutuşmak anlamında (gerçek anlamda) kullanılmıştır.

  3. 3. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde altı çizili sözcükle ayraç içindeki anlamı uyuşmamaktadır?

    • A) Sanatçının _farklı_ anlatımı okurları etkiliyor. (özgün)
    • B) Romanın _tekdüze_ anlatımı okurları eserden soğutuyor. (sıradan)
    • C) Sanatçı şiirlerinde _zorlama_ söyleyişlere yer veriyor. (yapay)
    • D) Hiçbir eleştirmenin _tarafsız_ bir anlatımı yoktur. (öznel)

    D seçeneğindeki 'tarafsız' sözcüğü objektif, yansız anlamına gelirken ayraç içindeki 'öznel' sözcüğü kişisel, sübjektif anlamına gelir. Bu iki kavram birbirinin karşıtıdır, dolayısıyla uyuşmazlar.

  4. 4. İnsanın toplum içinde tek başına varlık göstermesi kolay değildir. Ama insan, akrabalarından, yakınlarından, arkadaşlarından kısaca çevresinden yararlanarak kendisini daha kolay ispatlayabilir; büyük ve önemli işler yapabilir. Bu parça, aşağıdaki atasözlerinden hangisiyle özetlenebilir?

    • A) Ağaç yaş iken eğilir.
    • B) Ağaç ağaç içinde büyür.
    • C) Ağaç yaprağıyla gürler.
    • D) Ağaç ne kadar uzasa göğe ermez.

    “Ağaç yaprağıyla gürler” atasözü, bir insanın ancak çevresi, ailesi ve dostlarıyla güçlü göründüğünü ve büyük işler başarabileceğini anlatır. Parçadaki çevre desteğiyle başarı kazanma fikrini tam olarak karşılar.

  5. 5. Şimdi okuduğunuz yüz elli sayfalık romanımın taslağı, üç yüz sayfadan fazlaydı. Bu taslak üzerinde çok çalıştım ve romanı eksiltmeden azaltarak yüz elli sayfaya düşürdüm. Bu parçada geçen “romanı eksiltmeden azaltmak” sözüyle anlatılmak istenen, aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Bazı ayrıntıları romandan çıkararak romanı kısaltmak
    • B) Romanın sayfa sayısını azaltırken anlatılmak isteneni bütünüyle korumak
    • C) Birtakım olayları yeniden kurgulamak
    • D) Konuyu kendine özgü bir anlatımla sunmak

    Yazar 'eksiltmeden azaltmak' diyerek, romanın hacmini (sayfa sayısını) küçülttüğünü ancak romanın özünü, mesajını ve içeriğini hiçbir kaybın (eksikliğin) yaşanmasına izin vermeden koruduğunu ifade etmektedir.

  6. 6. Derginin, mart sayısında verdiğimiz “Şiir Yıllığı” adlı ekte bir şey dikkatimi çekti. O da şiirlerinden örnekler verilen şairlerin, _ulaşabilecekleri doruklara henüz ulaşmamış,_ … şairler olmasıydı. Bu parçada boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisi getirilirse altı çizili söz açıklanmış olur?

    • A) başyapıtlarını ortaya koymamış
    • B) şiire yeni başlamış
    • C) şiir hakkında farklı düşünceleri olmayan
    • D) başkalarının etkisinde kalmış

    Sanatta 'doruklara ulaşmak', bir sanatçının en başarılı, en olgun ve en eşsiz eserini (başyapıtını) vermesi demektir. Doruğa henüz ulaşmamış olmak, sanatçının henüz en büyük eserini ortaya koymadığını ifade eder.

  7. 7. Aşağıdaki cümlelerden hangisindeki kelimelerin tümü gerçek anlamlıdır?

    • A) Çok büyük bir alabalık yakaladık.
    • B) Soğuk bir yüzle çıktım karşısına.
    • C) Senin de ışıl ışıl olacak kalbinin içi.
    • D) Bu konuda öğrencilerimi aydınlatmalıyım.

    A seçeneğindeki tüm kelimeler (çok, büyük, bir, alabalık, yakaladık) temel ve sözlük anlamlarıyla kullanılmıştır. Diğer seçeneklerde 'akış', 'soğuk yüz', 'kalbinin içi (ışıl ışıl)', 'aydınlatmak' sözcükleri mecaz anlamlıdır.

  8. 8. I. Yıllardır özlemini _çektiğimiz_ kültür etkinlikleri bu yıl nihayet yapılıyor. II. Etkinliklere ülkemizin önde _gelen_ sanatçıları katılacak. III._ Dinlemekle_ huzur duyduğumuz eski melodiler birer birer çalındı müzisyenlerce. IV. Konserin verileceği salona girdiğimizde salonun havası bizi hemen _büyüledi_. V. Galeride _sergilenen_ resimlerin resim sanatımızın en iyi örnekleri olduğu söylendi. Yukarıdaki numaralanmış sözcüklerden hangi ikisi gerçek anlamıyla kullanılmıştır?

    • A) I ve III
    • B) II ve IV
    • C) III ve V
    • D) I ve V

    III numaralı 'dinlemek' ve V numaralı 'sergilenmek' eylemleri sözlükteki ilk ve temel anlamlarıyla (gerçek anlam) kullanılmıştır. Diğerlerindeki 'hasret çekmek', 'önde gelmek' ve 'büyülemek' (hayran bırakmak) ise mecaz anlamdadır.

  9. 9. Bu yazarımız, kahramanlarına elbiselerini başarıyla giydiriyor. Kahramanlarını, hangi mekana taşırsa taşısın; _oranın ayrılmaz bir parçası haline getirmeyi_ iyi biliyor. Bu özelliği, söyleyişindeki doğallıkla da birleşince okuyucu her yapıtını iple çekiyor. Bu parçada geçen altı çizili sözde, söz konusu yazarla ilgili olarak anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Kahramanları, yaşadıkları yerle özdeşleştirdiği
    • B) Yapıtlarında yakından tanıdığı insanları anlattığı
    • C) Kahramanları hayal gücüyle oluşturduğu
    • D) Eserdeki kişileri gerçeğe uygun biçimde verdiği

    Altı çizili 'oranın ayrılmaz bir parçası haline getirmek' ifadesi, kahramanların bulundukları mekanla, çevreyle tam bir uyum içinde olması ve o yerle özdeşleşmesi anlamına gelir. Yazarın karakterlerini mekanla bütünleştirdiğini vurgular.

  10. 10. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde “okuyup öğrenmeden, başkalarından duyup dinleme yoluyla edinilen bilgi” anlamında bir deyim kullanılmıştır?

    • A) Söylediklerime kulak vermezse elbette olacağı buydu.
    • B) Bu nasihatim kulağına küpe olsun, bir daha kendi bildiğini okuma.
    • C) Her konuşulana kulak kabartacağına benim dediklerimi dinle.
    • D) Bu dediğim kulaktan dolma şeyler, kaynağı hakkında bilgim yok.

    “Kulaktan dolma” deyimi, bir konuyu okuyup öğrenmeden, sadece başkalarının söylediklerini veya konuşulanları dinleyerek elde edilen sığ bilgileri ifade eder. Diğer seçeneklerde yer alan “kulak vermek” önemseyip dinlemeyi, “kulağına küpe olmak” bir öğüdü ders alarak hiç unutmamayı, “kulak kabartmak” ise belli etmeden gizlice dinlemeyi ifade eder.

  11. 11. “Adamakıllı” kelimesi ile aynı anlama gelen kelime aşağıdaki cümlelerin hangisinde kullanılmıştır?

    • A) Acele etsek iyi olur, fırtına geliyor.
    • B) Bir gece kamp ateşi yaktıktan sonra oturup konuşuyorduk.
    • C) Selim mahalledeki serserileri iyice dövdü.
    • D) Bunları bağdaştırmaya kalkışmak hayatı yok etmeye çalışmaktır.

    C seçeneğindeki 'iyice' sözcüğü, Selim'in eyleminin şiddetini ve derecesini belirterek 'adamakıllı' kelimesiyle aynı anlamı (çok fazla, gereği gibi) karşılamıştır.

  12. 12. Aşağıdaki cümlelerde altı çizili sözcüklerden hangisi soyut anlamda kullanılmamıştır?

    • A) Karnelerini alan öğrenciler oldukça _mutlu_ görünüyordu.
    • B) Toplumda yanlış bilinen şeyleri değiştirmek _yürek_ ister.
    • C) Annesi beşikteki küçük oğlana _sevgiyle_ baktı.
    • D) Mutfaktaki yemek masasının üstüne _çiçekli_ bir örtü serdik.

    D seçeneğindeki 'çiçekli' sözcüğü, gözle görülebilen somut bir deseni (çiçek motiflerini) ifade eder. Mutluluk, yürek (cesaret anlamında) ve sevgi ise beş duyu organıyla algılanamayan soyut kavramlardır.

  13. 13. Bir yapıtı eleştirirken yazarının dil yanlışları yaptığını görürsem hemen _kalemimin ucunu sivriltirim._ Bu cümlede altı çizili sözle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Farklı bir bakış açısıyla eseri eleştirmek
    • B) Eleştiride öznel bir tavır takınmak
    • C) Eleştirinin yönünü değiştirmek
    • D) Sert bir biçimde eleştirmek

    “Kalemimin ucunu sivriltmek” ifadesi, yazarın eleştiri tarzının daha keskin, daha acımasız ve daha tavizsiz bir hal alacağını simgeler. Yani yazar hatalara karşı daha sert bir yaklaşım sergilediğini belirtmektedir.

  14. 14. Sanatçının amacının ne olduğuyla ilgili _kör döğüşüne _dönen tartışmaları bırakalım artık. Bu cümledeki altı çizili söz aşağıdakilerden hangisini belirtmek için söylenmiştir?

    • A) Tartışmaların oldukça niteliksiz olduğu
    • B) Tartışmanın sonuç alınamaz, birbirinden habersiz bir duruma geldiğini
    • C) Tartışmayla doğru bir sonuca varmanın mümkün olmadığını
    • D) Bilgisiz insanların tartışmalarının sanat açısından pek faydalı olmayacağını

    “Kör dövüşü” deyimi, kimseyle anlaşılmadan, herkesin kendi bildiğini okuduğu, plansız, programsız ve sonuç getirmeyen karmaşık tartışmaları/işleri ifade etmek için kullanılır.

  15. 15. “Küçük çocuk “az kalsın” damdan düşecekti.” cümlesindeki az kalsın sözüne anlamca en yakın kelime aşağıdakilergden hangisinde vardır?

    • A) Evladım biraz daha yaklaş bakalım.
    • B) Bisikletle giderken neredeyse kayıyordum.
    • C) Aşağı yukarı üç mil ötede bir tekne görünüyor.
    • D) Balık tutmayı hemen hemen öğrendim.

    “Az kalsın” ifadesi, bir olayın gerçekleşmesine çok az kaldığını ama gerçekleşmediğini (yaklaşık eylemi) bildirir. C seçeneğindeki 'neredeyse' sözcüğü de aynı anlamı (ramak kalma durumunu) karşılayan en yakın ifadedir.

  16. 16. Aşağıdaki cümlelerin hangisindeki ikilemeyi oluşturan sözcüklerin her ikisi de tek başına kullanılabilir?

    • A) Babam, bize abur cubur yemeyi yasakladı.
    • B) Küçük çocuk, defteri eğri büğrü çizgilerle doldurmuş.
    • C) Eve misafirler gelince bürodan apar topar ayrıldım.
    • D) Adamın ayağında doğru dürüst bir ayakkabı bile yoktu.

    D seçeneğindeki 'doğru dürüst' ikilemesini oluşturan 'doğru' ve 'dürüst' kelimeleri dilimizde tek başlarına anlamlıdır ve cümle içinde kullanılabilirler. Diğer seçeneklerdeki kelimelerin en az biri (abur, büğrü, apar, topar - topar bazen kullanılsa da bu anlamda değil) tek başına anlamsızdır.

  17. 17. İsmin yerini tutan sözcüğe _zamir_ denir. Bu cümlede altı çizili sözcük (zamir) aşağıdakilerden hangisiyle anlatılabilir?

    • A) Deyim
    • B) Yansıma
    • C) Terim
    • D) Mecaz

    C seçeneğindeki “Zamir” sözcüğü, dil bilgisi bilim dalına ait özel ve belirli bir kavramı karşıladığı için bir terimdir.

  18. 18. “Ağaç” kelimesi aşağıdakilerden hangisinde diğerlerine göre genel anlamlıdır?

    • A) Kavak ağacının yaprakları sararmaya başlamıştı.
    • B) Ağaçlar insanların ve hayvanların yaşam kaynağıdır.
    • C) Ev yapımında katran ağacı kullandık.
    • D) Servi ağacının en güzelleri Akdeniz ülkelerinde yetiştirilir.

    Genel anlam, bir sözcüğün bir türün tamamını kapsayacak şekilde kullanılmasıdır. C seçeneğinde 'ağaçlar' derken belli bir tanesi veya türü değil, tüm ağaç türleri kastedildiği için genel anlamdadır.

  19. 19. Genç yazar adaylarımızın çoğu, özen düzen düşünmeksizin kalemlerinin ucuna nasıl gelirse öylece yazıyorlar. Acaba yazdıklarını önemli bulmadıkları için mi bu başta savma ile yetiniyorlar? Bu parçada geçen, “kalemlerinin ucuna nasıl gelirse öylece yazıyorlar” sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Anlamsız şeyler yazmak
    • B) Çok hızlı ve güzel yazmak
    • C) Aceleyle ve özensizce yazmak
    • D) Çok sayıda yazı kaleme almak

    C seçeneğindeki “Kaleminin ucuna geldiği gibi yazmak” ifadesi, üzerinde düşünülmeden, dile ve kurguya özen gösterilmeden yapılan özensiz yazma eylemini ifade eder.

  20. 20. Aşağıdaki atasözlerinin hangisinde mecazlı bir söyleyiş yoktur?

    • A) Yüksek dağın başı dumanlı olur.
    • B) Ucuz alan, pahalı alır.
    • C) İki testi tokuşunca biri elbet kırılır.
    • D) Bal olan yerde sinek de olur.

    Atasözlerinin büyük bir çoğunluğu mecaz anlam taşısa da bazıları doğrudan gerçek anlamıyla öğüt verir. 'Ucuz alan, pahalı alır' atasözü tamamen gerçek anlamlıdır ve kaliteden ödün vererek ucuza alınan eşyaların çabuk bozulacağını, bu nedenle uzun vadede yeni masraflar çıkararak daha maliyetli olacağını doğrudan ifade eder. Diğer seçeneklerde yer alan dağ başı, testi, bal ve sinek kavramları ise birer sembol olarak kullanılmıştır ve mecaz anlam taşımaktadır.

  21. 21. “Bu kadarcık bir hata için böyle _veryansın_ etmene gerek var mı?” cümlesindeki altı çizili kelimenin anlamı hangisidir?

    • A) Hatayı düzeltmeye çalışmak
    • B) Karşıdakine tehditler savurmak
    • C) Ağzına geleni söylemek
    • D) Pireyi deve yapmak

    “Veryansın etmek” deyimi, birine karşı insafsızca davranmak, ağzına geleni söylemek veya kontrolsüzce saldırmak anlamında kullanılır.

  22. 22. Bir tek sözcükle anlatılabilecek bir kavramı birden çok sözcükle anlatmaya dolaylama denir. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde dolaylama vardır?

    • A) İş yerimizde arabaları kuyu suyuyla yıkıyoruz.
    • B) Bu bölgedeki tarihi evler restore edilecek.
    • C) Amcam, hukuk fakültesinden mezun olmuş.
    • D) O da babası gibi ata sporumuza ilgi duyuyor.

    E seçeneğinde geçen 'ata sporumuz' ifadesi, 'güreş' kelimesini karşılayan yaygın bir dolaylama örneğidir. Tek bir kelimeyle (güreş) anlatılabilecek olan kavram, birden fazla kelimeyle ifade edilmiştir.

  23. 23. I. Bir top kumaştan iki elbise biçti. II. Ekinleri zamansız biçerseniz ürün kalitesiz olur. III. Makineli tüfekle beş insanı acımadan biçti. IV. Bu eve ne fiyat biçtiniz? V. Yollardaki bütün dikenleri biçtiler. “Biçmek” kelimesi yukarıdaki cümlelerin hangilerinde aynı anlamda kullanılmıştır?

    • A) I ve III
    • B) II ve V
    • C) II ve IV
    • D) IV ve V

    II ve V numaralı cümlelerde 'biçmek' eylemi, bitkileri (ekin, diken) kesmek, hasat etmek anlamında temel (gerçek) anlamda kullanılmıştır.

  24. 24. Bu eleştirmenimiz, incelediği eserin herhangi bir sayfasından yazarına ilişkin öyle yorumlar yapardı ki yorumların doğruluğu bizi şaşkına çevirirdi. Bir damlasından denizin tadını alırdı adeta. Bu parçada geçen “bir damlasından denizin tadını almak” sözüyle, söz konusu eleştirmenle ilgili olarak anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) İncelediği eserlerdeki basit yanlışları çok büyük yanlışmış gibi göstermek
    • B) Kısa zamanda eserle ilgili kesin sonuçlara ulaşmak
    • C) Yapıtın bir bölümünden bütününü anlayabilmek
    • D) Eleştirilerinde en ufak ayrıntılara bile yer vermek

    C seçeneğindeki bu benzetmede 'damla' yapıtın küçük bir parçasını, 'deniz' ise yapıtın tamamını simgeler. 'Bir damladan denizin tadını almak', eserin bir bölümünden bütününü anlayabilmek demektir.

  25. 25. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde deyim, açıklamasıyla birlikte _verilmemiştir?_

    • A) Günler süren öksürüğü hafife alınca hastalığı daha da ilerledi.
    • B) İşleri yetiştirmek için bizi durup dinlendirmeden çalıştırıyor, adeta bize nefes aldırmıyor.
    • C) Bu yaşta bu işi yapmayı gözüm kesmiyor, kendime güvenemiyorum.
    • D) Bizim onunla ilgili konuştuklarımızı gidip kendisine söylüyor, aramızda laf taşıyormuş.

    A seçeneğinde 'hafife almak' deyimi (bir şeyi önemsememek) kullanılmıştır ancak deyimin anlamını açıklayan ek bir ifadeye yer verilmemiştir. Diğer seçeneklerde açıklamalar mevcuttur.