menu
MemurOl
Türkçe Testleri

Paragraf Test 4

Paragraf Test 4

Soru 1 / 25

Dış dünyayı, dış gerçekliği duyular aracılığıyla algılarız. Bu yüzden gerçeği olduğu gibi kavrayıp anlatma olanağından yoksunuz. Çünkü … . Dış dünyadan aldıklarımız, dış gerçekliğin kendisi değil, onlarla ilgili birtakım izlenimlerdir. Bu da kişiden kişiye değişen bir olgudur. Bu parçadaki boş bırakılan yere, düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisinin getirilmesi en uygundur?

Bu testteki tüm sorular ve cevapları (25 soru)
  1. 1. Dış dünyayı, dış gerçekliği duyular aracılığıyla algılarız. Bu yüzden gerçeği olduğu gibi kavrayıp anlatma olanağından yoksunuz. Çünkü … . Dış dünyadan aldıklarımız, dış gerçekliğin kendisi değil, onlarla ilgili birtakım izlenimlerdir. Bu da kişiden kişiye değişen bir olgudur. Bu parçadaki boş bırakılan yere, düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisinin getirilmesi en uygundur?

    • A) dış dünyayı, duyularımız bize ulaştırırken değiştirir
    • B) gerçeklik algısı kişiden kişiye değişmektedir
    • C) herkes aynı değer yargılarına sahip değildir
    • D) her gerçek olay, sanat yapıtına aktarılmaya elverişli değildir

    Metinde gerçeği olduğu gibi (saf haliyle) anlatamayacağımız, çünkü duyularımızın dış gerçekliği bize olduğu gibi değil değiştirerek (bir izlenim olarak) ulaştırdığı vurgulanmaktadır.

  2. 2. Bu parçada (II) numara ile belirtilen boşluğa, düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir? 'Şehirler, sadece binaların oluşturduğu beton yığınları değildir. (I) Her şehrin kendine özgü bir ruhu, bir karakteri vardır. (II) ... (III) O sokaklarda yaşayan insanların anıları, sevinçleri ve hüzünleri bu karakteri şekillendirir. (IV) Bu yüzden bir şehri tanımak, sadece onun sokaklarını gezmekle değil, o ruhu hissetmekle mümkündür.'

    • A) Şehir planlaması yapılırken estetik kaygılar güdülmelidir.
    • B) Bu ruhu oluşturan en önemli unsur, orada yaşanan hayatlardır.
    • C) Modern şehirler, eski cazibesini yitirmektedir.
    • D) Tarihi binalar, şehrin turizm potansiyelini artırır.

    Parçada şehirlerin bir ruhu olduğu (I) ve bu ruhu insanların anılarının oluşturduğu (III) belirtilmiştir. Boşluğa (II), ruh ile insan arasındaki bağı kuran bir cümle gelmelidir.

  3. 3. Bu parçanın anlam bütünlüğünü bozan cümle aşağıdakilerden hangisidir? '(I) Yapay zekâ, günümüz teknolojisinin en çok tartışılan alanlarından biridir. (II) Bilgisayar sistemlerinin, insan benzeri bilişsel işlevleri (öğrenme, problem çözme) taklit etmesi olarak tanımlanır. (III) Tıp alanında hastalık teşhisinden, sanat alanında yeni eserler üretmeye kadar geniş bir yelpazede kullanılır. (IV) Geçen yıl vizyona giren bilim kurgu filmleri büyük ilgi gördü. (V) Ancak bu hızlı gelişim, etik ve güvenlik konularında ciddi soru işaretlerini de beraberinde getirmektedir.'

    • A) II
    • B) III
    • C) IV
    • D) V

    Parçanın genelinde 'yapay zekâ'nın tanımı, kullanım alanları ve getirdiği etik sorunlar ele alınmaktadır. Dördüncü cümlede ise konuyla ilgisiz bir şekilde 'bilim kurgu filmlerinden' bahsedilerek paragrafın anlam bütünlüğü bozulmuştur.

  4. 4. Bu parçada verilen ana düşünce aşağıdakilerden hangisidir? 'Bir toplumda adalet yoksa huzur da olmaz. Adaletin olmadığı yerde insanlar birbirine güvenemez.'

    • A) Adalet yalnızca mahkemelerde aranır.
    • B) Adalet toplumsal huzurun temelidir.
    • C) Adalet birey için gereksizdir.
    • D) Adaletin toplumla ilgisi yoktur.

    Doğru cevap B seçeneğidir. Metnin anlam bütünlüğü ve iletisi göz önüne alındığında, Parçada adaletin toplumsal huzurun temel şartı olduğu vurgulanmıştır. Bu doğrultuda paragrafta veya cümlede vurgulanan temel düşünceyi doğrudan yansıtan seçenek doğru cevaptır.

  5. 5. Bu parçada boş bırakılan (III) numaralı yere, düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir? 'Dil, bir iletişim aracı olmanın çok ötesinde, bir milletin kültürünü, tarihini ve kimliğini taşıyan canlı bir varlıktır. (I) Kelimeler, o toplumun dünyaya nasıl baktığını gösteren ipuçlarıyla doludur. (II) Eskimo dilinde 'kar' için onlarca farklı kelime olması, onların doğayla ne kadar iç içe yaşadığının bir kanıtıdır. (III) .... (IV) Bu yüzden dilini kaybeden bir toplum, hafızasını ve kimliğini de kaybetmeye başlar.'

    • A) Ancak bazı diller, kelime hazinesi bakımından diğerlerinden daha zengindir.
    • B) Dilbilgisi kuralları zamanla ve coğrafyaya göre değişebilir.
    • C) Her dilin kendine özgü bir ses yapısı ve melodisi vardır.
    • D) Aynı şekilde, tarım toplumlarında 'toprak' ve 'bereket' ile ilgili kavramlar öne çıkar.

    Paragrafın ana düşüncesi dilin kültürü yansıtması ve korunması gerektiğidir. Ancak boş bırakılan (III) numaralı yer bir sonuç değil, destekleyici örnek cümlesidir. (II) numaralı cümlede dil-kültür ilişkisine 'Eskimolar ve kar' örneği verilmiştir. Düşüncenin akışına göre (III) numaralı boşluğa bunu destekleyen 2. bir örnek gelmelidir. 'Aynı şekilde' bağlacıyla başlayan tarım toplumları (D seçeneği) bu akışı kusursuz tamamlar ve ardından (IV) numaralı 'Bu yüzden...' başlayan sonuç cümlesine bağlanır.

  6. 6. Bu parçada kullanılan anlatım biçimi aşağıdakilerden hangisidir? 'Bazı eleştirmenler, popüler romanların edebi değer taşımadığını iddia ediyor. Onlara göre, çok satan kitaplar sadece ticari kaygıyla yazılır ve derinlikten yoksundur. Oysa ben bu görüşe katılmıyorum. Bir eserin çok satılması, onun değersiz olduğu anlamına gelmez. Önemli olan, eserin okuyucuya ne verdiği ve dilinin ne kadar güçlü olduğudur. Popüler edebiyat içinde de edebi değeri yüksek, okuyucunun ufkunu açan nice eserler bulmak mümkündür.'

    • A) Betimleme
    • B) Öyküleme
    • C) Açıklama
    • D) Tartışma

    Yazar, 'bazı eleştirmenlerin' görüşünü (popüler romanların değersiz olduğu) belirterek başlar. Daha sonra 'Oysa ben bu görüşe katılmıyorum.' diyerek kendi zıt düşüncesini ortaya koyar ve bunu savunur. Bir düşünceyi çürütüp kendi düşüncesini kabul ettirmeye çalışma amacı taşıyan bu anlatım biçimi tartışmadır.

  7. 7. Bu parçada kullanılan bakış açısı aşağıdakilerden hangisidir? 'Ali, küçük kasabanın tozlu yollarında yavaşça ilerliyordu. Kafası karışıktı. Bir yandan ailesini bırakıp gitmek istemiyor, diğer yandan büyük şehirdeki iş fırsatını kaçırmayı göze alamıyordu. Cebindeki buruşuk mektubu sıktı. Bu mektubun hayatını değiştireceğini biliyordu ama bu değişimin iyi mi kötü mü olacağından emin değildi. 'Ne yapmalıyım?' diye düşündü içinden.'

    • A) Açıklayıcı anlatım
    • B) Birinci kişi ağzından anlatım
    • C) Gözlemci bakış açısı
    • D) İlahi bakış açısı

    Paragrafta olaylar 'Üçüncü Kişi' (Ali, o) ağzından anlatılmaktadır. Ancak anlatıcı, sadece Ali'nin dışarıdan görünen eylemlerini (yürümesi, mektubu sıkması) değil, aynı zamanda onun 'kafasının karışık' olduğunu, 'ne istediğini' ve içinden geçirdiği 'Ne yapmalıyım?' düşüncesini de bilmektedir. Karakterin zihninden geçenleri bilen bu bakış açısına İlahi (Tanrısal) bakış açısı denir.

  8. 8. (I) Türk öyküsüne konuşma dilini getirip öyküyü derli toplu dramatize eden kişi Ömer Seyfettin’dir. (II) O; yüzünü halka, dile, sosyal gerçeklere döndürmüş olmasıyla da öykücülüğümüzde bir öncüdür. (III) Bireyin psikolojik dünyasına girerek modern öykünün temellerini atan başka yazarlarımız da vardır. (IV) Öykülerini canlı ve etkileyici bir anlatımla oluşturmuştur. (V) Bu yalın ve sade anlatımı sayesinde her dönemde geniş kitleler tarafından sevilerek okunmuştur. Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?

    • A) II.
    • B) III.
    • C) IV.
    • D) V.

    Parçanın genelinde (I, II, IV ve V. cümlelerde) Ömer Seyfettin'in öykü dünyası, dili ve yalın anlatımı konu edilmektedir. Ancak III. cümlede konu bir anda değiştirilerek modern öykünün temellerini atan 'başka yazarlardan' ve 'psikolojik dünyadan' bahsedilmiş, böylece düşüncenin akışı bozulmuştur.

  9. 9. Okura belli bir mesaj verme amacını önleyen, yapıtlarını toplumsal herhangi bir soruna parmak basmak, çözüm üretmek için yazan sanatçılar var. Ben buna slogancı sanat diyorum. Bu anlayış, zaman ve yer koşullarıyla sınırlıdır. Dolayısıyla Ulaşılması amaçlanan hedefe varıldığında etkisini yitirir. Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Bir düşünceyi savunmak için ortaya çıkan yapıtlar kalıcılığı sağlayamaz.
    • B) Her sanat yapıtında sanatçı, dolaylı da olsa belli bir düşünceyi savunur.
    • C) Belli bir dönemi ele alan yapıtlar, toplumsal şartları da yansıtmalıdır.
    • D) Yapıtlarını belirli bir amaçla yazan sanatçılar, dar bir okur kitlesine seslenir.

    Yazar, belli bir ideolojiyi veya toplumsal mesajı doğrudan iletmeyi amaçlayan (slogancı) sanatın, o dönemsel amaç gerçekleştikten sonra değerini kaybedeceğini ve zamana direnemeyeceğini vurgulamaktadır.

  10. 10. Bu parça iki paragrafa ayrılmak istense, ikinci paragraf numaralanmış hangi cümleyle başlar? '(I) Geleneksel sanatlar, bir toplumun kültürel hafızasını yansıtan en önemli miraslardır. (II) Ebru, hat, minyatür gibi sanatlar, yüzyılların birikimini ve estetik anlayışını bugüne taşır. (III) Bu sanatların yaşaması için usta-çırak ilişkisi hayati önem taşır. (IV) Dijital sanat ise teknolojinin gelişmesiyle ortaya çıkan yeni bir ifade biçimidir. (V) Bilgisayar yazılımları, tabletler ve dijital kameralar bu sanatın araçlarıdır. (VI) Günümüz sanatçıları, dijital teknikleri kullanarak farklı ve yenilikçi eserler üretmektedir.'

    • A) III
    • B) IV
    • C) V
    • D) VI

    Parçanın ilk üç cümlesi 'geleneksel sanatlar' ve özelliklerinden bahsetmektedir. Dördüncü cümleden itibaren ise konu tamamen değişerek 'dijital sanat' ve onun araçlarından bahsedilmeye başlanmıştır. Bu nedenle ikinci paragraf dördüncü cümle ile başlamalıdır.

  11. 11. Bu parçanın konusu aşağıdakilerden hangisidir? 'Mutluluk, pek çok felsefi akımın ve psikolojik araştırmanın odak noktası olmuştur. Kimi için maddi zenginlik, kimi için sağlık, kimi içinse manevi tatmindir. Ancak araştırmalar gösteriyor ki, mutluluğun sürdürülebilirliği, dışsal koşullardan çok içsel bir bakış açısına bağlıdır. Zorluklar karşısında bile olumlu kalabilme becerisi, şükran duyma ve anlamlı ilişkiler kurma, mutluluğun temel taşları olarak öne çıkıyor. Yani mutluluk, 'sahip olduklarımızla' değil, 'olduklarımızla' nasıl hissettiğimizle ilgilidir.'

    • A) Mutluluk kavramının farklı tanımları ve temelleri
    • B) Maddi zenginliğin mutluluk getirmemesi
    • C) Psikolojik araştırmaların yetersizliği
    • D) Felsefi akımların mutluluğa bakışı

    Paragraf, mutluluğun 'farklı tanımlarını' (zenginlik, sağlık, maneviyat) yaparak başlamakta ve ardından mutluluğun 'temel taşlarını' (içsel bakış açısı, ilişkiler) açıklayarak devam etmektedir. Parçanın tamamı 'Mutluluk nedir ve neye bağlıdır?' sorusunu ele aldığı için konu, mutluluk kavramının tanımları ve temelleridir.

  12. 12. Bu parçada aşağıdakilerden hangisine **değinilmemiştir**? 'Ekolojik denge, bir ekosistemdeki canlı ve cansız varlıklar arasındaki hassas bir uyumdur. Bu denge, binlerce yıllık bir süreçte oluşmuştur. Ancak insan faaliyetleri, özellikle sanayi devriminden sonra bu dengeyi hızla bozmaya başlamıştır. Ormanların yok edilmesi, fosil yakıtların aşırı kullanımı, su kaynaklarının kirletilmesi ve plansız kentleşme, bu bozulmanın başlıca nedenleridir. Bu bozulma, sadece doğayı değil, doğrudan insan yaşamını da tehdit etmektedir.'

    • A) Ekolojik dengenin binlerce yılda oluştuğuna
    • B) İnsan faaliyetlerinin dengeyi bozduğuna
    • C) Ormanların yok edilmesinin bozulma nedenlerinden biri olduğuna
    • D) Dengeyi korumak için alınan yasal tedbirlere

    Parçada, ekolojik dengenin tanımı yapılmış, insan faaliyetlerinin (ormansızlaşma, fosil yakıt vb.) bu dengeyi bozduğuna değinilmiştir. Ancak bu bozulmayı engellemek için 'alınan yasal tedbirler' veya herhangi bir 'önlem' hakkında bilgi verilmemiştir.

  13. 13. Bu parçada kullanılan anlatım biçimi aşağıdakilerden hangisidir? 'Obezite, vücutta sağlığı bozacak ölçüde aşırı yağ birikmesidir. Dünya Sağlık Örgütü'ne göre, vücut kitle indeksinin 30'un üzerinde olması obezite olarak kabul edilir. Peki, bu duruma ne yol açar? Bazıları bunun sadece genetik olduğunu savunur. Ancak bu görüş, durumu tam olarak açıklamaz. Genetik yatkınlık bir faktör olsa da, modern yaşamın getirdiği hareketsizlik ve yüksek kalorili, işlenmiş gıdaların aşırı tüketimi asıl sorumlulardır. Bu bir kader değil, büyük ölçüde yaşam tarzı seçimidir.'

    • A) Açıklama - Öyküleme
    • B) Açıklama - Tartışma
    • C) Betimleme - Öyküleme
    • D) Betimleme - Tanımlama

    Parça, 'Obezite nedir?' sorusuna cevap vererek (tanımlama yaparak) 'açıklayıcı' bir anlatımla başlamaktadır. Ancak daha sonra 'Bazıları... savunur. Ancak bu görüş...' ifadeleriyle, obezitenin nedenlerine dair zıt bir görüşü (sadece genetik olduğu) çürütüp kendi tezini (yaşam tarzı) savunmaktadır. Bu da 'tartışmacı' anlatım biçimini gösterir.

  14. 14. Bu parçada anlatılan temel düşünce aşağıdakilerden hangisidir? 'Okuma alışkanlığı, bireyin düşünce dünyasını zenginleştiren en önemli etkinliklerden biridir. Bu alışkanlık, küçük yaşlarda aile içinde başlar. Ebeveynlerinin kitap okuduğunu gören çocuk, kitabı bir ihtiyaç olarak algılar ve modelleme yoluyla bu davranışı benimser. Okul yılları, bu temelin üzerine inşa edilen, alışkanlığın pekiştirildiği dönemdir. Kitapla barışık büyüyen nesiller, hem kendileri hem de toplum için daha aydınlık bir gelecek vaat eder.'

    • A) Okul, okuma alışkanlığının başladığı tek yerdir.
    • B) Okuma alışkanlığı sadece yetişkinlikte kazanılır.
    • C) Okuma alışkanlığının temelleri öncelikle ailede atılır.
    • D) Çocuklar kitap okumayı sevmezler.

    Parçada, okuma alışkanlığının küçük yaşlarda 'aile içinde başladığı' ve çocuğun ebeveynlerini 'model alarak' bu davranışı benimsediği vurgulanmaktadır. Bu nedenle asıl anlatılmak istenen, bu alışkanlığın temellerinin ailede atıldığıdır.

  15. 15. (I) Tarihi roman deyince bizde hemen, herkesçe bilinen, çarpıcı bir tarihi olayı anlatan roman akla geliyor. (II) Bir tarihi olayı, gerçeğe sadık kalarak bütün yönleriyle anlatması bekleniyor romandan. (III) Tarihi roman, bütün dönemlerde okurların ilgisini çekmiştir hep. (IV) Halbuki romancı, hangi konuyu ele alırsa alsın, her şeyden önce bir sanatçı, romanı da sanat yapıtıdır. Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?

    • A) I.
    • B) II.
    • C) III.
    • D) IV.

    Parçanın genelinde tarihi romanın sanatsal yönü ve romancının tutumu tartışılırken, III. cümlede konudan sapılarak tarihi romanın okurlar arasındaki popülaritesinden bahsedilmiştir.

  16. 16. Bu parçada aşağıdaki duyuların hangisine ait bir ayrıntı **yoktur**? 'Baharatçının kapısından içeri adım attığımda, yoğun bir tarçın ve kimyon kokusu beni karşıladı. Renkli çuvalların içinde tepeleme duran baharatlar göz alıcıydı; safranın parlak sarısı, sumak ekşisinin koyu kırmızısı... Yaşlı satıcı, avucuma bir tutam kuru nane bıraktı, parmaklarımın arasında ufaladığımda ferahlatıcı kokusu yayıldı. O sırada dışarıdan gelen bir simitçinin tiz bağırışı duyuldu.'

    • A) Koklama
    • B) Görme
    • C) Dokunma
    • D) Tatma

    Parçada 'yoğun koku', 'ferahlatıcı koku' (koklama); 'renkli çuvallar', 'parlak sarı', 'koyu kırmızı' (görme); 'avucuma bıraktı', 'ufaladım' (dokunma) ve 'tiz bağırış' (işitme) duyularına yer verilmiştir. Ancak baharatların veya simidin tadına bakıldığına dair bir ifade, yani 'tatma' duyusu kullanılmamıştır.

  17. 17. O, duygu yüklü ve heyecan dolu şiirler yazan bir ozandır. Şiirlerinde coşkun dilinin ardında hep acılar, ayrılıklar saklıdır. Yaşadığı bu acıları, onların yaşarkenki duygu ve düşüncelerini üstü örtülü bir biçimde anlatmamıştır. O, bu acı ve sıkıntıların içinde boğulup kaybolmak yerine çevresinde, dünyada olup bitenlere duyarlı olmayı sanatçı olmanın bir gereği saymıştır. Bu parçada sözü edilen ozanla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

    • A) Lirik nitelikler taşıyan şiirler yazdığı
    • B) Yaşadıklarını kapalı bir anlatımla dile getirdiği
    • C) Şiirlerinde insanlara ümit verdiği
    • D) Çevresine kayıtsız kalmadığı

    Metinde sanatçının yaşadığı acıları 'üstü örtülü bir biçimde anlatmamıştır' (açık bir anlatım seçmiştir) dendiği için, yaşadıklarını kapalı bir anlatımla dile getirdiği söylenemez.

  18. 18. Bu parçada kullanılan anlatım biçimi aşağıdakilerden hangisidir? 'Yaşlı adam, ahşap sandalyede oturmuş, denizi seyrediyordu. Yüzündeki derin çizgiler, yaşadığı yılların bir haritası gibiydi. Güneşin batışıyla kızıla dönen gökyüzü, denizin üzerine yansımıştı. Uzaktan geçen bir balıkçı teknesinin motor sesi, martıların çığlıklarına karışıyordu. Elindeki bastona dayanarak yavaşça ayağa kalktı ve kulübesine doğru ağır adımlarla yürüdü.'

    • A) Öyküleme - Betimleme
    • B) Açıklama - Tartışma
    • C) Tanımlama - Örneklendirme
    • D) Sadece Öyküleme

    Parçada, yaşlı adamın eylemleri (oturma, seyretme, ayağa kalkma, yürüme) bir olay akışı içinde verildiği için 'öyküleme' vardır. Aynı zamanda, yazar 'derin çizgiler', 'kızıla dönen gökyüzü', 'motor sesi', 'martı çığlıkları' gibi görsel ve işitsel ayrıntılarla okuyucunun zihninde bir sahne canlandırmaya çalıştığı için 'betimleme' de yapmıştır.

  19. 19. Bu parçanın ana düşüncesi aşağıdakilerden hangisidir? 'Başarı, genellikle nihai hedef olarak görülür. Oysa başarıya giden yol, çoğu zaman başarısızlıklarla doludur. Önemli olan, bu başarısızlıklardan yılmamak, onları birer ders olarak kabul etmektir. Thomas Edison ampulü bulana kadar binlerce kez başarısız deneme yapmıştır. Her denemeyi 'başarısızlık' değil, 'işe yaramayan bir yöntem' olarak görmüştür. Bu bakış açısı, azmin ve öğrenmenin başarıdaki kilit rolünü gösterir.'

    • A) Başarıya ulaşan insanlar hiç hata yapmazlar.
    • B) Thomas Edison, ampulü ilk denemesinde bulmuştur.
    • C) Başarısızlıklar, başarı yolunda birer öğrenme fırsatıdır.
    • D) Azim, başarı için gerekli bir özellik değildir.

    Parçada, başarının başarısızlıklarla dolu bir yoldan geçtiği ve Edison örneği üzerinden bu başarısızlıkların 'ders olarak kabul edilmesi' ve 'öğrenme' için bir fırsat olduğu vurgulanmaktadır.

  20. 20. Bu parçanın sonuna düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir? 'Teknoloji, hayatımızı kolaylaştıran yenilikler sunarken, aynı zamanda bizi hızla esir alabilen bir güçtür. Sürekli ekrana bakmak, bildirimleri kontrol etmek, sanal dünyada 'var olmaya' çalışmak... Tüm bunlar, gerçek anı kaçırmamıza neden oluyor. İnsanlarla yüz yüze sohbet etmenin, bir manzarayı sadece izlemenin ya da sessizce düşünmenin değerini unutuyoruz. ...'

    • A) Teknoloji olmadan modern bir yaşam düşünülemez.
    • B) Bu yüzden teknolojik gelişmeler desteklenmelidir.
    • C) Nitekim, teknoloji sayesinde tıp çok ilerlemiştir.
    • D) Eğer bir denge kuramazsak, teknolojinin kölesi haline geleceğiz.

    Parçada, teknolojinin olumsuz yönleri (anı kaçırma, gerçek hayattan kopma) üzerinde durulmaktadır. Paragrafın son cümlesi, bu olumsuzlukları özetleyen ve bir çıkarımda bulunan bir cümle olmalıdır. 'Denge kuramazsak köle haline geleceğiz' ifadesi, paragrafta anlatılan tehlikelere karşı bir uyarı niteliği taşıyarak paragrafı en uygun şekilde sonlandırır.

  21. 21. Bu parçada kullanılan anlatım biçimi aşağıdakilerden hangisidir? 'Fotosentez, yeşil bitkilerin ve bazı organizmaların ışık enerjisini kullanarak karbondioksit ve sudan besin üretme sürecidir. Bu süreç, klorofil adı verilen yeşil pigment sayesinde gerçekleşir. Bitkiler, kökleriyle topraktan su ve mineralleri, yapraklarıyla havadan karbondioksiti alır. Güneş ışığının enerjisiyle bu maddeler kimyasal tepkimeye girer ve sonuç olarak oksijen ile glikoz (besin) açığa çıkar. Bu oksijen, dünyadaki yaşamın devamı için kritik bir öneme sahiptir.'

    • A) Açıklama
    • B) Tartışma
    • C) Öyküleme
    • D) Betimleme

    Parçada 'Fotosentez nedir?' ve 'Nasıl gerçekleşir?' sorularına cevap verilmektedir. Yazar, okuyucuya bilgi verme amacı gütmüş ve konuyu tanımlayarak açıklamıştır. Bu nedenle kullanılan anlatım biçimi açıklamadır.

  22. 22. Bu parçada vurgulanan temel düşünce aşağıdakilerden hangisidir? 'Bir sanatçının gelişimindeki en önemli durak, öz eleştiri yapabilme cesaretidir. Eserini bitirdiğinde onu 'mükemmel' kabul edip bir kenara koyan değil, onu acımasızca sorgulayan sanatçı ilerleyebilir. 'Daha iyi nasıl olabilirdi?', 'Nerede eksik yaptım?' sorularını sormaktan çekinmemelidir. Başkalarının övgüsü geçici bir tatmin sağlar; oysa kişinin kendi eksikliğini görmesi, kalıcılığa giden yolun kapısını aralar.'

    • A) Sanatçıların övgüye ihtiyacı yoktur.
    • B) Sanatçının gelişimi ve kalıcılığı için öz eleştiri yapabilmesi şarttır.
    • C) Eser bittikten sonra üzerinde değişiklik yapılmamalıdır.
    • D) Başarılı bir sanatçı, eleştiriden korkmaz.

    Paragrafta, sanatçının 'ilerleyebilmesi' ve 'kalıcılığa giden yol' için 'öz eleştiri yapabilme cesareti' ve 'eserini sorgulaması' gerektiği vurgulanmaktadır. Ana fikir, gelişimin öz eleştiriye bağlı olduğudur.

  23. 23. Bu parçada kullanılan anlatım biçimi aşağıdakilerden hangisidir? 'Sabahın ilk ışıklarıyla uyandı. Pencereyi açtığında serin bir dağ havası yüzünü yaladı. Hızla hazırlandı, çantasını sırtına aldı ve patikaya doğru yürümeye başladı. Ormanın içi sessizdi, sadece kuş cıvıltıları ve ayaklarının altındaki yaprakların hışırtısı duyuluyordu. Yaklaşık bir saatlik tırmanışın ardından tepenin zirvesine ulaştı. Karşısındaki manzara nefes kesiciydi; vadi, sis denizi içinde kaybolmuştu.'

    • A) Açıklama
    • B) Tartışma
    • C) Öyküleme
    • D) Tanımlama

    Parçada, bir kişinin sabah uyanmasından başlayarak bir tepeye tırmanmasına kadar yaşadığı olaylar, bir 'olay örgüsü' (uyanma, hazırlanma, yürüme, tırmanma, ulaşma) içinde anlatılmaktadır. Olaylar oluş sırasına göre verilmiştir. Bu anlatım biçimi öykülemedir.

  24. 24. Bu parçanın anlam bütünlüğünü bozan cümle aşağıdakilerden hangisidir? '(I) Türkiye, biyoçeşitlilik açısından dünyanın en zengin ülkelerinden biridir. (II) Üç farklı bitki coğrafyasının kesişim noktasında yer alması, bu zenginliğin temel nedenidir. (III) Ülkemizde yaklaşık 12.000 bitki türü doğal olarak yetişmektedir ve bunların üçte biri endemiktir. (IV) Endemik türler, sadece belirli bir bölgede yaşayan eşsiz bitkilerdir. (V) Bu değerli mirasın korunması için milli parkların sayısının artırılması gerekmektedir.'

    • A) II
    • B) III
    • C) IV
    • D) V

    Parçanın ilk dört cümlesi, Türkiye'nin 'biyoçeşitliliği' ve 'endemik türleri' hakkında nesnel bilgiler vermekte ve bir durumu tespit etmektedir. Beşinci cümlede ise konu değişmiş, bu durumun tespiti bırakılıp 'koruma' amacıyla yapılması gereken bir 'öneri'ye (milli parkların artırılması) geçilmiştir. Parçanın ana konusu 'tespit' iken beşinci cümle 'öneri'ye geçtiği için akışı bozmaktadır.

  25. 25. Bu parça iki paragrafa ayrılmak istense, ikinci paragraf numaralanmış hangi cümleyle başlar? '(I) Kahve, dünyada petrolden sonra en çok ticareti yapılan ikinci üründür. (II) Kökeni Etiyopya'nın Kaffa bölgesine dayanan bu bitki, oradan tüm dünyaya yayılmıştır. (III) Günümüzde Brezilya ve Vietnam, en büyük kahve üreticileridir. (IV) Kahvenin demlenme yöntemleri de kültürden kültüre değişiklik gösterir. (V) Türk kahvesi ince çekilmiş çekirdeklerin cezvede pişirilmesiyle, espresso ise basınçlı suyun çekirdeklerden geçirilmesiyle elde edilir.'

    • A) II
    • B) III
    • C) IV
    • D) V

    Parçanın ilk üç cümlesi kahvenin 'ekonomik değeri', 'kökeni' ve 'üreticileri' yani 'tarımı ve ticareti' hakkında bilgi verir. Dördüncü cümleden itibaren ise konu değişmiş, kahvenin 'demlenme yöntemleri' (Türk kahvesi, espresso) anlatılmaya başlanmıştır. Bu nedenle ikinci paragraf dördüncü cümle ile başlamalıdır.