Altın Test 33
Altın Test 33
Piyano müzik aletidir diye, önüne oturup ellerini üstüne koyan her insanın onu çalacağını düşünmek delilik olur. İnsan dili de piyanoya benzer. Yumruklamaya kalktınız mı dikkate değer hiçbir ses çıkartamazsınız. Gerçekten de öyle; öfkelendiğim, sabırsızlık içinde kıvrandığım, hayretler içinde kaldığım zaman söylediğim sözlerin benim için hiçbir değeri _yoktur_. Aşağıdakilerden hangisi bu parçada yazarın söylediği sözlerin anlam kazanmadığı durumlardan biri _değildir_?
Bu testteki tüm sorular ve cevapları (20 soru)
1. Piyano müzik aletidir diye, önüne oturup ellerini üstüne koyan her insanın onu çalacağını düşünmek delilik olur. İnsan dili de piyanoya benzer. Yumruklamaya kalktınız mı dikkate değer hiçbir ses çıkartamazsınız. Gerçekten de öyle; öfkelendiğim, sabırsızlık içinde kıvrandığım, hayretler içinde kaldığım zaman söylediğim sözlerin benim için hiçbir değeri _yoktur_. Aşağıdakilerden hangisi bu parçada yazarın söylediği sözlerin anlam kazanmadığı durumlardan biri _değildir_?
- A) Duygulara hâkim olunamadığı zamanlar
- B) Piyano çalmaya başlandığı zamanlar ✓
- C) Sabırsızlık gösterilen zamanlar
- D) Hayretler içinde kalındığı zamanlar
- E) Öfkelenilen zamanlar
Yazar, dili piyanoya benzeterek kontrolsüz kullanıldığında anlamsızlaştığını söylemiş; kendi özelinde ise 'kızdığı (öfke - E)', 'sabırsızlık duyduğu (C)', 'hayret ettiği (D)' anlarda ve genel olarak 'duygularına hakim olamadığı durumlarda (A)' sözlerin bir anlamı olmadığını belirtmiştir. Ancak 'piyano çalmaya başlandığı zamanlar' yazarın sözlerinin anlamsızlaştığı durumlardan biri değildir, piyano sadece benzetme amacıyla kullanılmıştır. Doğru cevap B seçeneğidir.
2. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir yazım yanlışı vardır?
- A) Artık yaradılışının, var oluşunun, hayatla ödüllendirilişinin gerçek sebebini bilmektedir. ✓
- B) Manavgat Şelalesi'nin hemen karşısındaki parkta oturuyoruz.
- C) Eylülün bu son demlerinde, ağustos böcekleri konserlerine hâlâ devam ediyor.
- D) Ayvalık İskelesi'nden çıkınca yolun her iki yanındaki dükkânlar selamlar sizi. Yamru yumru taşlarla, çukurlarla dolu olan bu yol sizi kasabanın meydanına çıkarır.
- E) Evlerin arka tarafında bahçelerin demir parmaklıklarını saran hanımellerinin kokusu sizi alır başka dünyalara götürür.
E seçeneğindeki 'var oluş' sözcüğü bir isim olarak 'varoluş' (felsefi ve genel anlamda) şeklinde birleşik yazılmalıdır. Cümlede ayrı yazılması yazım hatası oluşturmuştur. Doğru cevap A seçeneğidir.
3. (I) İkiz bağı, ikiz çocukların kendilerini adeta bir diğerinin ruhsal uzantısı gibi algılamalarını ifade eden psikolojik bir kavramdır ve aralarında duyu dışı bir hassasiyetin oluşmasına katkıda bulunur. (II) Beraber büyümenin, ortak genetik ve çevresel faktörlerin getirdiği bu yakınlık, kişilik inşasından davranış kalıplarına kadar tüm yaşamı şekillendiren kalıcı bir süreçtir. (III) Bu eşsiz bağın en önemli faydası, ikizlerin birbirleriyle son derece güçlü ve derin bir empati köprüsü kurabilmeleridir. (IV) Aradaki bu empati yeteneğinin derecesine bağlı olarak, ikizlerden biri diğerinin vereceği kararları veya tepkileri önceden öngörebilir. (V) Ne var ki kendilerini sürekli tek bir bütünün iki yarısı gibi gören bu çocuklarda, bağımsız benlik gelişimi gecikebilmekte, bu da ikizlerin özgün karakter oluşturmasını güçleştirip bireyselleşmelerinin önüne set çekmektedir. Bu parçadaki numaralanmış cümlelerle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi _söylenemez_?
- A) I. cümlede ikiz bağının ne olduğu ve işlevi üzerinde durulmuştur.
- B) II. cümlede bu bağın oluşum koşulları ve yaşam üzerindeki tesirleri açıklanmıştır.
- C) III. cümlede ikizler arasında gelişen duygu ortaklığına ve empatiye değinilmiştir.
- D) IV. cümlede ikizlerin bu yakınlıkla birbirlerinin eksik yönlerini tamamladıkları ifade edilmiştir. ✓
- E) E) V. cümlede bağımsız birer birey olmalarını engelleyen unsurlardan bahsedilmiştir.
IV. cümlede ikizlerin birbirinin eksik yönlerini tamamladığına dair hiçbir bilgi yoktur; sadece birbirlerinin davranışlarını tahmin edebildikleri (öngörebildikleri) belirtilmiştir. Bu nedenle D seçeneğindeki ifade söylenemez. Doğru cevap D seçeneğidir.
4. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yazım yanlışı yapılmıştır?
- A) Filmler, bir hikâyeden bağımsız ve bir sorunu göstermeye çalışan spesifik konularla kurgulanabileceği gibi toplumsal atmosferin aktarıcısı ve dili de olabilmektedir.
- B) Yardım almaya karar verdiğimizde öncelikle yapmamız gereken ihtiyacımıza en uygun tedavi yöntemini tercih etmek olmalıdır.
- C) Bütün bu söylemlerin yerine beden dilimizle yanında olduğumuzu hissettirebilir gerekirse hiç bir şey söylemeden sessizliğimizle acısına ortak olabiliriz. ✓
- D) 1910 yılında katil zanlısı Thomas Jennings'in olay mahallinden kaçarken yeni boyanmış korkulukta bıraktığı belirgin parmak izleri ertesi yıl sonuçlanan davada hüküm giymesiyle sonuçlanmıştı.
- E) Tolstoy'un İvan İlyiç'in Ölümü adlı eserinde geçen bilgiye göre Ortodoks kilisesinden ayrılmış ve eski dinine dönmüş kişiler o zamanın Rusya'sında 'raskolnik' olarak adlandırılıyordu.
E seçeneğindeki 'hiç bir' belgisiz sıfatı kalıplaşmış birleşik kelime olduğu için 'hiçbir' şeklinde birleşik yazılmalıdır. Doğru cevap C seçeneğidir.
5. Gazeteci: Beğenerek okuduğunuz modern, serbest bir şiiri inceleyip 'Ölçü yok, kafiye yok, nazım biçimi yok; burada şiir adına hiçbir şey göremiyorum' diyen genç bir okura, 'Siz şiir bahçesinde boşuna dolaşmayın!' diyerek tepki göstermenizin nedeni neydi? Şair: Çünkü o genç dostumuz, şiir bahçesinin çizilmiş sınırlarının, belirlenmiş karıklarının dışında kendi kendine yetişen o eşsiz, özgür çiçekleri fark edemiyor da ondan. Gazeteci: Peki, sizce gelecekte iyi bir şair olma potansiyeline sahip biri okurun sorması gereken asıl soru ne olmalıdır? Şair: 'Burada ölçü var, kafiye var, kusursuz bir nazım biçimi var lakin şiirin kendisi nerede?' sorusunu sorabilen bir şiirseverin, o bahçede yepyeni ve benzersiz çiçekler yetiştirebileceğine tüm kalbimle inanıyorum. Aşağıdakilerden hangisinin bu diyalogdaki şairin sanat anlayışıyla örtüştüğü söylenebilir?
- A) Sanatçı, geleneğin gücüne boyun eğmediği müddetçe usta şairlerin ulaştığı noktaya varamaz.
- B) Özgün sanat, alışılagelmiş sanatsal biçimlere uymanın gerçek bir sanat eseri için yeterli olmadığını bilmekle başlar.
- C) Sanatın amacı, sanat eserinin muhatabının duygu ve düşüncelerinde kalıcı etkiler yaratmaktır. ✓
- D) Sanatta yaratıcılık, mevcut kurallarla yapılan sanat binasını yıkmak değil, onun duvarına yeni bir taş eklemektir.
- E) Gerçek sanatçı; sanatsal kurallardan korkmayan, onları en ince ayrıntılarına kadar öğrenen ve uygulayan kişidir.
Diyalogdaki şair, geleneksel ölçü ve kafiye kurallarına birebir uymanın şiir yazmak için yetmeyeceğini, gerçek şiirsel yaratıcılığın ve özgünlüğün kalıpları aşarak kendi sesini bulmakta yattığını savunmaktadır. Bu durum B seçeneğinde verilen 'Alışılagelmiş biçimsel kurallara uymanın gerçek bir sanat eseri üretmek için tek başına yeterli olmadığını bilmenin özgünlüğü başlattığı' teziyle birebir örtüşür. Doğru cevap C seçeneğidir.
6. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de özellikle sanayileşmiş büyük şehirlerde karşılaşılan en ciddi çevre sorunlarının başında 'hava kirliliği' gelmektedir. Hava kirliliği, günümüzde insan sağlığını tehdit eden kritik eşikleri aşmış durumdadır. Türkiye'de kirliliğin ulaştığı boyutlar bilimsel verilerle de gözler önüne serilmektedir. Büyükşehirlerin hava kalitesi indekslerine göre, kış aylarında partikül madde oranları sınır değerlerin üç katına kadar çıkmaktadır. Bu parçada dil hangi işlevde kullanılmıştır?
- A) Sanatsal işlevde
- B) Göndergesel işlevde ✓
- C) Kanalı kontrol işlevinde
- D) Heyecana bağlı işlevde
- E) Alıcıyı harekete geçirme işlevinde
Metin tamamen nesnel, bilimsel ve gözlemlenebilir bilgileri (hava kalitesi indeksleri, partikül oranları vb.) aktarmak amacıyla yazılmıştır. Dilin bilgi verme, bir konuyu açıklama ve nesnel gerçeklikleri bildirme rolü 'göndergesel işlev' olarak adlandırılır. Doğru cevap B seçeneğidir.
7. Beylerbeyi İskelesi’ndeki yolcular gibi geminin süvarisi de farklı. Kaptan köşkünden meydanı izliyor. Koşarak gelenleri görürse vapuru ağırdan kaldırıyor. Çımacı, iskeleyi hemen çekmiyor. Kaptan, arkasında üzgün yolcu bırakmıyor. Büyük iskelelerde hoparlörden duyulan 'Turnikeler Tamam' anonsu veya bir düdük sesiyle kapanan kapılardan, siz vapuru kaçırmanın telaşı içindeyken suratınıza bile bakmayan, baksa bile sizi görmeyen, sırtını dönüp giden iskele görevlisinden sonra gördüklerinize inanmanız ve alışmanız güç oluyor. Belki de çoğumuza önemsiz bir detay gibi gelebilecek bu ortam, kentle ve çevrenizle ilişkilerinizde önemli bir boyut kazanıyor. Bu parçada iskeleyle ilgili aşağıdakilerden hangisi anlatılmak istenmiştir?
- A) Gemilerde hoşgörülü kişilerin çalıştırılması gerektiği
- B) Görevlilerin yolculara çok kötü davrandığı
- C) Yolcularıyla, çalışanlarıyla büyük iskelelerden farklı olduğu ✓
- D) Yolcuların önemsiz ayrıntıları büyütmemeleri gerektiği
- E) Küçük iskelelerde yolcuların birbirine daha saygılı olduğu
Parçada, Beylerbeyi İskelesi'ndeki yardımlaşma ve hoşgörülü, insani yaklaşım; büyük iskelelerdeki aceleci, ilgisiz ve mekanik düzenle kıyaslanmıştır. Bu kıyaslama üzerinden Beylerbeyi İskelesi'nin hem yolcuları hem de çalışanlarıyla büyük iskelelerden ne kadar farklı olduğu anlatılmak istenmiştir. Doğru cevap C seçeneğidir.
8. Stendhal, romanı cadde üzerinde gezdirilen bir aynaya benzetmiştir. Ona göre roman hayatta ne varsa bunları konu edinmeliydi. Çağdaş romancılar da Stendhal gibi, eserlerinde çoğunlukla yaşamı yansıtmayı amaç edinmişlerdir. Böyle olunca hayatta ne varsa … Hatta bir romanın estetik değeri, yansıttığı bu yaşamın zenginliği ile ölçülür olmuştur. Bu parçaya göre boş bırakılan yere aşağıdakilerden hangisinin getirilmesi uygun _değildir_?
- A) romanlarda da bunlar işlenmiştir.
- B) bütün bunlara romanlarda rastlayabilmekteyiz.
- C) eserlerinde bunları yansıtmaya çalışmışlardır.
- D) hepsi roman aynasında yansıtılmak istenmiştir.
- E) romanlarda gereksizce kullanılmıştır. ✓
Parçada romanın yaşamı yansıtan bir ayna olduğu ve hayatta ne varsa romanda da bulunması gerektiği olumlu bir bakış açısıyla savunulmuştur. Noktalı yere getirilecek ifadeler bu gerçeklik fikrini desteklemelidir. E seçeneğindeki 'romanlarda gereksizce kullanılmıştır' ifadesi, paragrafın savunduğu 'romanın yaşamın zenginliğini yansıtması' düşüncesiyle tamamen ters düşmektedir. Doğru cevap E seçeneğidir.
9. (I) Uçuruma düşerken neler hissedeceğimi merak ederdim hep. (II) Yanaklardan süzülerek inmek yerine gözden çıkıp doğruca toprağa karışmanın nasıl olacağını merak ederdim. (III) Aynalarda kendi boşluğumu görmek isterdim. (IV) Hep yürekten kopup geldiğimi düşünür ve bir gün ciğerden çıkıp gelme ihtimalimi düşünürdüm ben. (V) Bu gece benim kendimi tanıdığım, gerçeğimle yüzleştiğim gece çünkü. Yukarıdaki paragrafta kaç numaralı cümlede zamir _kullanılmamıştır_?
- A) I
- B) II ✓
- C) III
- D) IV
- E) V
II. cümlede ('Yanaklardan süzülerek inmek...') zamir bulunmamaktadır. I. cümlede 'neler' (soru zamiri), III. cümlede 'kendi' (dönüşlülük zamiri), IV. cümlede 'ben' (şahıs zamiri), V. cümlede ise 'benim' (şahıs zamiri) ve 'kendimi' (dönüşlülük zamiri) sözcükleri zamir görevindedir.
10. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yazım yanlışı bulunmaktadır?
- A) Film gösteriminin sonunda “Çıkış” levhasını aramaya koyulduk hep beraber.
- B) Dostoyevski’nin “Suç Ve Ceza”sını her okuyuşumda farklı bir şeylere dikkat kesilirim. ✓
- C) Türk Dili dergisi edebiyatımızın uzun soluklu yayınlarındandır.
- D) Dünya Tiyatro Günü, Moliere’in “Cimri” adlı oyununun gösterimiyle kutlandı.
- E) Ankara’nın kuzey ve batısında şiddetli yağış ve dolu, tarım ürünlerine zarar verdi.
Kitap adlarında bağlaçlar küçük yazılır. “Suç Ve Ceza” değil, “Suç ve Ceza” olmalıdır. Yeni sıralamada doğru cevap B seçeneğidir.
11. Sonbahar, usul usul kapımıza dayandı. Takvimin değil, içinde yaşadığımız kentin sonbaharı… Havada tarifi imkansız bir hüzün… Güneşte soluk bir renk… Gökyüzü gözleri dolmuş bir insanı andırıyor. Ağaçlar, yavaş yavaş sararan yapraklarını dökmeye başladı. Kuşlarda sıcak ülkelere göçme hazırlığı… Yaz, elini eteğini iyiden iyiye çekti buralardan. Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi _söylenemez_?
- A) Yinelemelerden yararlanılmıştır.
- B) Öğretici bir yol izlenmiştir. ✓
- C) Mecazlı söyleyişlere yer verilmiştir.
- D) Varlıklar niteleyici özellikleriyle yansıtılmıştır.
- E) Bitirilmemiş cümlelere yer verilmiştir.
Parça sonbahar mevsiminin gelişiyle ilgili son derece öznel, duygusal, mecazlarla yüklü edebi bir anlatımdır. Okuyucuya bilgi sunmayı, onu eğitmeyi amaçlayan öğretici bir yol izlenmemiştir. Doğru cevap B seçeneğidir.
12. (I) Melodiler, görkemli kostümler, ritmik danslar ve derin bir hüzün... Amadeus oyunundan ve yönetmenin titiz sahnelemesinden söz ediyorum. (II) Yapıt, sinema tarihinde çığır açan ve çok sayıda ödülle taçlandırılan aynı adlı klasik filmden sahneye aktarılmış. (III) Sahne tecrübesiyle göz dolduran başrol oyuncularının yanı sıra yan rollerdeki genç yeteneklerin de göz kamaştırdığı eserin geniş bir oyuncu ekibi bulunuyor. (IV) Başroldeki iki deneyimli isim, şimdiden daha minimalist bir oyunla festivalleri dolaşmanın planlarını yapmaya başlamışlar bile. (V) Tiyatronun büyüleyici havasını soluyan sanatçıların başka mecralarda aynı tatmini bulamayacağını gösterircesine sahneyi devleştiren bu usta aktörlere hem tebriklerimizi sunalım hem de yollarının açık olmasını dileyelim. Bu parçada numaralanmış cümlelerin hangisinden sonra “Kolektif bir emeğin ürünü olan bu yapımın, başrolde harikalar yaratan iki ismi devleşen bir çifte dönüştürdüğünü belirtmek gerekir.” cümlesi getirilebilir?
- A) I
- B) II
- C) III ✓
- D) IV
- E) V
Cümle III. cümleden sonra getirilmelidir. Çünkü III. cümlede eserin 'geniş bir oyuncu ekibi' (kolektif emek) ve 'başrol oyuncuları' tanıtılmaktadır. Araya eklenecek cümle bu kolektif emek ile başroldeki iki ismi (duo) bağdaştıracak ve IV. cümlede geçen 'Başroldeki iki deneyimli isim...' ifadesine anlamlı bir zemin hazırlayacaktır. Doğru cevap C seçeneğidir.
13. “İnsan kıyıyı gözden kaybetmeye cesaret etmedikçe yeni denizler keşfedemez.” cümlesine anlamca en uzak yargı hangisidir?
- A) Büyük keşifler meraklı kafaların ürünüdür.
- B) Risk, insan için tüm kaygıların asıl sebebidir. ✓
- C) Dâhilere bu sıfatı kazandıran çılgınlık ve maceracılıklarıdır.
- D) Hiç kimse yeni bir şeyler denemeden farklıya ulaşamaz.
- E) Değişim için risk almak kaçınılmazdır.
Verilen cümle, yenilik ve keşif için risk almanın gerekli olduğunu anlatır. B seçeneği ise riski yalnızca kaygıların sebebi olarak olumsuz biçimde değerlendirir; bu nedenle cümleye en uzaktır. Doğru cevap B seçeneğidir.
14. Hint Okyanusu'ndaki küçük ada ülkelerinden biri, parlak maviliğiyle ziyaretçileri kıyılarına çağırıyor. Uzaktan bakıldığında ada, yeşil alanlar ve renkli yerleşim lekeleri gibi görünürken denizden baharatı andıran sıcak bir koku yükseliyor. Kıyıya yaklaştıkça tarlalar, ormanlar ve eski şehrin kimi sağlam, kimi yıpranmış yapıları seçiliyor; bu manzara insanın yüzünde kendiliğinden bir gülümseme oluşturuyor. Bu parçada aşağıdaki anlatım özelliklerinden hangisine yer verilmemiştir?
- A) Mecaz anlamlı sözcük
- B) Ad aktarması
- C) Doğadan insana aktarma ✓
- D) Benzetme
- E) İnsandan doğaya aktarma
Parçada 'kıyılarına çağırıyor' gibi mecazlı kullanımlar, ülke/adaya insan gibi özellik verme ve 'baharatı andıran' ifadesiyle benzetme görülür. Yer adı üzerinden bölgenin anlatılması ad aktarmasına örnektir. Ancak doğaya ait bir özelliğin insana aktarılması yoktur. Doğru cevap C seçeneğidir.
15. Aşağıdaki cümlelerin hangisinin yüklemi işteş bir fiil _değildir_?
- A) Yemeği kimin yapacağı konusunda anlaştılar
- B) Bütün kuşlar erik ağacına üşüşmüş.
- C) O, hakkını alabilmek için yıllarca savaştı.
- D) Konukların hepsiyle ayrı ayrı tokalaştı.
- E) Aldığı elbise ona çok güzel yakışmış. ✓
'yakışmış' fiili kök/gövde olarak '-ış-' sesini barındırsa da, işin karşılıklı ya da birlikte yapılması anlamını taşımadığı için işteş fiil sayılamaz; etken/geçişsiz bir fiildir. Diğer seçeneklerdeki eylemler işteş çatı özelliği gösterir.
16. Sönmüş bir volkan olan Erciyes’in yüksek kısımları senenin her mevsiminde karlarla örtülüdür. Bu cümlede aşağıdaki ögelerden hangisi _yoktur_?
- A) Özne
- B) Yüklem
- C) Nesne ✓
- D) Edat tümleci
- E) Zarf tümleci
Cümlede 'örtülüdür' yüklem; 'Sönmüş bir volkan olan Erciyes'in yüksek kısımları' özne; 'senenin her mevsiminde' zarf tümleci; 'karlarla' edat tümleci (veya zarf tümleci)dir. Cümle geçişsiz bir yükleme sahip olup nesne barındırmamaktadır. Doğru cevap C seçeneğidir.
17. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir deyim kullanılmıştır?
- A) İki ayrı şirkete de kayıtlı olmak onun işine geliyordu. ✓
- B) Bu zavallı insanlar; denizle, fırtınayla, gemilerle uğraşıyorlardı.
- C) Sert bir gündoğusu rüzgarı limandaki suları dalgalandırıyordu.
- D) Yaşlı bir manavdan ilginç bir hikaye dinlemiştim.
- E) Akşam yemeğinde seni bekliyoruz, sen burada oturuyorsun.
E seçeneğinde geçen 'işine gelmek' ifadesi, bir durumun kendi çıkarlarına veya isteklerine uygun düşmesi anlamına gelen kalıplaşmış bir deyimdir. Doğru cevap A seçeneğidir.
18. Geçişsiz bir fiil “-r-, -t-, -tir-” eklerini alarak geçişli hâle gelebilir. Aşağıdaki cümlelerden hangisinin yüklemi buna örnek gösterilebilir?
- A) Ömrünün son günlerini bu tavan arasında geçirdi. ✓
- B) Kendine yeni bir kazak ördürmüş annem.
- C) Bu filmi bize okulda öğretmenimiz izletti.
- D) Bana bu kitabı sokak satıcısından zorla aldırdı.
- E) Bu ağaçları yol kenarlarına vatandaşlar diktirdi.
Geçişsiz bir fiilin aldığı eklerle geçişli hale gelmesine 'oldurgan fiil' denir. 'Geçmek' fiili geçişsizdir (onu geçmek - geçersiz), ancak '-ir-' ekini alarak 'geçirmek' şeklinde geçişli (onu geçirmek - geçerli) yapılmıştır. Diğer seçeneklerdeki fiiller ise zaten geçişli olan fiillere ek getirilerek ettirgen yapılmıştır (izlemek-izletmek, dikmek-diktirmek, örmek-ördürmek, almak-aldırmak).
19. Geçmiş _yüzyılların_(I) ünlü _eserlerini_(II) sürekli okuması, _onlara_(III) benzer eser _üretmesi_(IV) _önemlidir_(V). Yukarıdaki cümlede numaralanmış sözcüklerin hangisinde birden fazla çekim eki vardır?
- A) I.-II.
- B) II.-III.-IV.
- C) III.-V.
- D) I.-III.-V.
- E) I.-II.-III. ✓
I. 'yüzyılların' sözcüğünde çoğul ve tamlayan eki; II. 'eserlerini' sözcüğünde iyelik ve belirtme eki; III. 'onlara' sözcüğünde çoğul ve yönelme eki vardır. Bu sözcüklerin her biri birden fazla çekim eki almıştır.
20. Eşsiz bir tabiatı sarmalayan masmavi deniz… Yeşilin en tatlı tonlarını barındıran uçsuz bucaksız zeytin ağaçları… Adını bu ağaçlardan alan Zeytinliada selam duruyor bizlere. Daha o andan anlaşılıyor dönüşün hüzünlü olacağı. Mis kokan meyve bahçeleri, geniş sahilleri ve ılık rüzgarlarıyla adeta bir tabloyu andırıyor. Kimilerinin “çocukluğumun Bodrum’u” diye adlandırdıkları bu belde şimdilerde yeniden eski popülerliğini kazanıyor. Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi _söylenemez_?
- A) Eksiltili cümleler kullanılmıştır.
- B) Söz sanatlarına yer verilmiştir.
- C) Bir manzara karşısındaki duygulanmalar dile getirilmiştir.
- D) Nitelik bildiren sözcükler kullanılmıştır.
- E) Birinci kişili anlatımla oluşturulmuştur. ✓
Parçada nesnel ve gözleme dayalı bir tasvir yapılmış, anlatım üçüncü kişi ağzından ('andırıyor', 'kazanıyor') gerçekleştirilmiştir. Parçada 'bizlere' ifadesi geçse de metnin anlatım türü birinci kişili anlatım (otobiyografik/ben anlatımı) değildir. Eksiltili cümleler ('masmavi deniz...'), nitelik belirten kelimeler, kişileştirme sanatı ('Zeytinliada selam duruyor') ve manzara karşısındaki duygular mevcuttur. Doğru cevap E seçeneğidir.