menu
MemurOl
Coğrafya Testleri

Altın Test 18

Altın Test 18

Soru 1 / 20

Türkiye'de doğal afetlerin dağılışı iklim, yer şekilleri ve jeolojik yapıya göre değişiklik gösterir. Bol yağış alan, eğimli yamaçları bulunan ve killi toprak yapısına sahip Karadeniz iklim kuşağındaki dağlık yörelerde (özellikle Batı Karadeniz bölümünde) bazı afetlerin sıklığı oldukça yüksektir. Buna göre, Batı Karadeniz Bölümü'nün coğrafi özellikleri dikkate alındığında, bu yörede aşağıdaki doğal afetlerden hangilerinin en fazla görülmesi beklenir?

Bu testteki tüm sorular ve cevapları (20 soru)
  1. 1. Türkiye'de doğal afetlerin dağılışı iklim, yer şekilleri ve jeolojik yapıya göre değişiklik gösterir. Bol yağış alan, eğimli yamaçları bulunan ve killi toprak yapısına sahip Karadeniz iklim kuşağındaki dağlık yörelerde (özellikle Batı Karadeniz bölümünde) bazı afetlerin sıklığı oldukça yüksektir. Buna göre, Batı Karadeniz Bölümü'nün coğrafi özellikleri dikkate alındığında, bu yörede aşağıdaki doğal afetlerden hangilerinin en fazla görülmesi beklenir?

    • A) Deprem ve Heyelan
    • B) Orman Yangını ve Kuraklık
    • C) Volkanizma ve Deprem
    • D) Çığ ve Orman Yangını
    • E) Sel/Taşkın ve Heyelan

    Batı Karadeniz dağlık ve engebeli yapısı, killi toprakları ve yıl boyu aldığı bol yağışlar nedeniyle heyelan riskinin en yüksek olduğu yerlerdendir. Ayrıca ani sağanak yağışlar akarsu yataklarında sel ve taşkınlara yol açar. Bölgede nemlilikten dolayı orman yangını riski düşüktür.

  2. 2. İtalya'da başlayan ve küreselleşmenin getirdiği tek tipleşmeye karşı kentlerin yerel mimarisine, yöresel lezzetlerine, geleneklerine ve sakin yaşam tarzına sahip çıkmasını amaçlayan uluslararası harekete 'Cittaslow' (Sakin Şehir) adı verilir. Buna göre, aşağıda verilen yerleşmelerden hangisi Türkiye'nin resmi sakin şehirleri (Cittaslow) listesinde _yer almaz_?

    • A) Ayvalık
    • B) Finike
    • C) Halfeti
    • D) Köyceğiz
    • E) Eğirdir

    Türkiye'de Köyceğiz (Muğla), Eğirdir (Isparta), Finike (Antalya) ve Halfeti (Şanlıurfa) sakin şehirler (Cittaslow) unvanına sahiptir. Ayvalık (Balıkesir) ise bu ağa üye olan şehirlerden biri değildir.

  3. 3. Türkiye'de buğday üretiminin yoğun olarak yapıldığı tarım alanlarının coğrafi özellikleri düşünüldüğünde, bu alanların tamamının ortak özelliği hakkında aşağıdakilerden hangisi kesinlikle söylenebilir?

    • A) Yıllık toplam yağış miktarının 1000 milimetrenin üzerinde olması
    • B) Tarımsal sulama altyapılarının son derece gelişmiş olması
    • C) Çok verimli alüvyal ve humuslu toprak yapısına sahip olmaları
    • D) Aynı coğrafi bölge sınırları içerisinde yer almaları
    • E) Yaz döneminin sıcak ve kurak geçmesi

    Buğday, büyüme döneminde nem ve yağış isterken, olgunlaşma ve hasat döneminde mutlaka kuraklık ister. Dolayısıyla buğdayın yoğun üretildiği yerlerin kesin ortak özelliği yaz kuraklığının yaşanmasıdır. Yağışın 1000 mm üzeri olduğu nemli Karadeniz kıyılarında buğday yetiştirilemez.

  4. 4. Bir araştırmacı bulunduğu yöredeki ovalar hakkında şu tespitleri yapmıştır: 'Bulunduğum yerdeki ovalar karstik erime süreçleri (polye) sonucu oluşmuştur. Ovanın tabanında kireçli terra-rossa topraklar yaygın olduğundan tarımsal verimlilik düşüktür ve sadece kireçli toprağa dayanıklı sınırlı tarım ürünleri üretilmektedir. Ovanın oluşumunda doğrudan kayaçların litolojik yapısı belirleyici olmuştur.' Buna göre; I. Çivril Ovası II. Niksar Ovası III. Gembos Ovası IV. Elmalı Ovası ovalardan hangileri araştırmacının bahsettiği bu karstik oluşumlu ovalardan biri _değildir_?

    • A) Yalnız I
    • B) Yalnız II
    • C) I ve III
    • D) II ve IV
    • E) III ve IV

    Çivril (Denizli), Gembos (Isparta/Antalya) ve Elmalı (Antalya) ovaları karstik çözünme sonucu oluşmuş karstik (polye) ovalardır. Ancak Niksar Ovası (Tokat), Kuzey Anadolu Fay Hattı üzerindeki çökmelerle oluşmuş tektonik bir ovadır ve araştırmacının bahsettiği karstik ovalardan biri değildir. Bu nedenle yalnız II doğru cevaptır.

  5. 5. Türkiye, karmaşık jeolojik geçmişi sayesinde maden çeşitliliği ve zenginliği bakımından dünyada önemli bir yere sahiptir. Buna göre, Türkiye sınırları içerisinde toplam rezerv miktarı (ton/metreküp olarak) en fazla olan maden veya taş türü aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Mermer
    • B) Bor mineralleri
    • C) Dolomit
    • D) Demir
    • E) Boksit

    Türkiye'de toplam rezerv miktarı en fazla olan maden/taş türü dolomittir (yaklaşık 16 milyar ton). Dolomit; inşaat, yol yapımı, cam ve seramik sanayisinde yoğun olarak kullanılır. Dünya genelindeki rezerv payımız bakımından birinci sırada olduğumuz maden ise bor mineralleridir. ÖSYM sınavlarında bu ayrım sorulmuştur.

  6. 6. Türkiye'de Doğu Karadeniz kıyılarında (Rize çevresi) turunçgil ve zeytin, Çoruh Vadisi'nde (Artvin) zeytin, Iğdır Ovası'nda pamuk, Anamur çevresinde muz yetiştirilmesi gibi çeşitli mikroklima alanları bulunmaktadır. Türkiye'de bu tür mikroklima alanlarının oluşmasında aşağıdakilerden hangisi doğrudan etkili olmuştur?

    • A) Kısa mesafelerde yükselti ve yer şekillerinin hızla değişmesi
    • B) Yıllık ortalama nemlilik ve bulutluluk oranlarının yüksek olması
    • C) Ülke genelinde toprak türü çeşitliliğinin fazla olması
    • D) Orta kuşak enlemlerinde yer almamız
    • E) Çevresindeki denizlerin etkisine açık bir yarımada olması

    Mikroklima alanlarının oluşmasının temel nedeni, yer şekillerinin kısa mesafede değişmesi (A) ve buna bağlı olarak ortaya çıkan sıcaklık ve nemlilik değişimleri ile föhn rüzgârı gibi yerel hava hareketleridir. Orta kuşak veya toprak çeşitliliği mikroklimanın doğrudan bir nedeni değildir. Bu nedenle yalnız II (A seçeneği) doğrudur.

  7. 7. Türkiye'de 1950'li yıllarla başlayan tarımda makineleşme ve sanayileşme süreçleri, kırsal alanlardan büyük kentlere doğru çok yoğun iç göç dalgaları yaratmıştır. Bu göçlerin kentlerde ve ülke genelinde ortaya çıkardığı sonuçlar arasında aşağıdakilerden hangisi _yer almaz_?

    • A) Kırsal bölgelerde nüfusun azalması nedeniyle okul, sağlık ocağı gibi yatırımların atıl (kullanılmaz) duruma düşmesi
    • B) Kentlerde çarpık (plansız) yapılaşma ve gecekondu mahallelerinin oluşması
    • C) Hızlı nüfus artışına bağlı olarak kentsel çevre ve gürültü kirliliğinin artması
    • D) Farklı bölgelerden gelen insanların bir arada yaşamasıyla kültürel çeşitliliğin artması
    • E) İç göç hareketlerine bağlı olarak Türkiye'nin toplam nüfus miktarının artış göstermesi

    Kırdan kente yapılan göçler ülke sınırları içerisinde gerçekleştiğinden, Türkiye'nin toplam nüfusunda herhangi bir artış veya azalışa yol açmaz. Sadece nüfusun bölgesel dağılışını ve şehir-kır oranını değiştirir.

  8. 8. Hatay'dan yola çıkarak Sinop'a doğru karadan seyahat eden bir gözlemci yol boyunca bazı coğrafi değişimleri kaydetmiştir. Buna göre, yolculuk güzergahı boyunca aşağıdaki coğrafi özelliklerden hangilerinin azalması (düşmesi/daralması) beklenir? I. Güneş ışınlarının en dik geldiği öğle vaktindeki gölge boyu uzunluğu II. Güneş ışınlarının yeryüzüne düşme (geliş) açısı III. Yıl boyunca yaşanan gece ile gündüz arasındaki süre farkı IV. Sıcaklığın enlem etkisine bağlı düşmesiyle ortaya çıkan orman yetişme üst sınırı

    • A) I ve II
    • B) I ve III
    • C) II ve III
    • D) II ve IV
    • E) III ve IV

    Güneyden kuzeye doğru gidildikçe enlemin etkisiyle güneş ışınlarının geliş açısı daralır (azalır - II) ve buna bağlı olarak sıcaklıklar düştüğü için ağaçların yetişebileceği en yüksek sınır olan orman üst sınırı alçalır (azalır - IV). Ancak gölge boyu uzar (artar) ve kutba yaklaşıldığı için gece-gündüz süre farkı artar. Bu nedenle II ve IV azalır.

  9. 9. Türkiye'de yenilenebilir enerji kaynakları içinde rüzgâr gücünden elektrik üretimi önemli bir yere sahiptir. Rüzgâr santralleri genellikle Ege, Güney Marmara ve İstanbul çevresindeki kıyı kuşağında yoğunlaşmıştır. Buna göre, aşağıdaki illerden hangisinde rüzgâr gücüyle çalışan elektrik santralleri ve rüzgârdan elektrik üretimi diğerlerine göre daha azdır?

    • A) Afyonkarahisar
    • B) İstanbul
    • C) İzmir
    • D) Balıkesir
    • E) Çanakkale

    İzmir, Balıkesir, Çanakkale ve İstanbul Türkiye'nin rüzgâr enerjisi kurulu gücünde en önde gelen kıyı illeridir. Afyonkarahisar'da rüzgâr üretimi bulunmakla birlikte, potansiyeli ve üretim miktarı bu kıyı illerine kıyasla daha geridedir ve ilde jeotermal/biyokütle üretimi de ön plandadır.

  10. 10. Mevsimlik göçler; özellikle yaz aylarında tarımsal hasat, turizm hizmetleri ve inşaat sektörü gibi geçici işlerde çalışmak üzere gerçekleştirilen geçici nüfus hareketleridir. Buna göre, Türkiye'de mevsimlik işçi göçünün (sırasıyla kıyı turizmi ve tarım işçiliği amaçlı) en fazla yaşandığı yöre çifti aşağıdakilerin hangisinde doğru verilmiştir?

    • A) Tuz Gölü çevresi - Erzurum-Kars Platosu
    • B) Hakkâri Yöresi - Yıldız Dağları Bölgesi
    • C) Konya Havzası - Teke Platosu
    • D) Muğla ve kıyı Ege yöresi - Çukurova (Adana) ve çevresi
    • E) Ergene Havzası - Doğu Karadeniz kıyı kuşağı

    Mevsimlik göçler yazın belirli sektörlerdeki iş gücü ihtiyacıyla olur. Muğla ve kıyı Ege yazın turizm sektöründe çalışacak binlerce kişiyi çekerken, Çukurova (Adana) pamuk ve diğer tarım hasatlarında çalışacak tarım işçilerini çeker. Bu nedenle en fazla mevsimlik göç alan yöreler buralardır.

  11. 11. Türkiye'de elektrik enerjisi üreten bazı tesisler ve santraller verilmiştir: • Çatalağzı Santrali • Karakaya Barajı ve Santrali • Tunçbilek Santrali • İPRAŞ Santrali Bu elektrik santrallerinde kullanılan birincil enerji kaynakları göz önüne alındığında, aşağıdaki kaynaklardan hangisine ait bir elektrik santrali _verilmemiştir_?

    • A) Güneş Enerjisi
    • B) Linyit
    • C) Petrol
    • D) Hidroelektrik
    • E) Taş Kömürü

    Tesislerin enerji kaynakları şöyledir: - Çatalağzı: Taş kömürü - Karakaya: Hidroelektrik (su gücü) - Tunçbilek: Linyit - İPRAŞ: Petrol (akaryakıt/gaz) Güneş enerjisiyle elektrik üreten bir santral eşleştirmede yer almamaktadır.

  12. 12. Cumhuriyet döneminden günümüze kadar yapılan nüfus sayımları incelendiğinde, Türkiye'nin toplam nüfus miktarının sürekli arttığı görülür. Buna göre, ülke nüfusunun sürekli olarak artmasında; I. Yıllık doğum oranlarının ölüm oranlarının üzerinde gerçekleşmesi II. Kentlerde ikamet eden nüfus oranının kırsal nüfusu geride bırakması III. Tıp alanındaki gelişmelerle birlikte ölüm oranlarının düşmesi ve ortalama ömrün uzaması IV. Bölgeler arasında yaşanan iç göç hareketlerinin yoğun olması durumlarından hangilerinin katkısı olduğu _söylenemez_?

    • A) I ve II
    • B) I ve III
    • C) II ve III
    • D) II ve IV
    • E) III ve IV

    Nüfusun sürekli artmasında doğal nüfus artışı (doğumların ölümlerden fazla olması - I) ve sağlık imkanlarının iyileşmesiyle ortalama ömrün uzaması (III) temel faktörlerdir. Şehir nüfusunun artması (II) ve ülke içi göçler (IV) ise sadece nüfusun ülke içi dağılışını ve yerleşim yapısını etkiler; toplam nüfus miktarını artırmaz.

  13. 13. Türkiye'de kıyıların girintili çıkıntılı yapısına bağlı olarak Akdeniz ve Ege kıyılarında çok sayıda körfez oluşmuştur. Bu körfezlerin bulundukları kıyı kuşakları ve iller eşleştirilmiştir. Buna göre, aşağıdaki körfezlerden hangisine ait konum bilgisi ve kıyı bölgesi eşleştirmesi _yanlıştır_?

    • A) İskenderun Körfezi - Akdeniz Bölgesi'nin en doğusu
    • B) Çandarlı Körfezi - Akdeniz kıyı kuşağı
    • C) Gökova Körfezi - Ege Bölgesi'nin güneyi
    • D) Saros Körfezi - Ege Denizi'nin kuzeybatısı
    • E) Kuşadası Körfezi - Ege Bölgesi

    Çandarlı Körfezi, Akdeniz kıyı kuşağında değil, Ege Bölgesi'nde (İzmir'in kuzeyinde, Aliağa-Dikili çevresinde) yer almaktadır. İskenderun, Gökova, Kuşadası ve Saros körfezlerinin bölgeleri doğru eşleştirilmiştir. Bu nedenle B seçeneği yanlıştır.

  14. 14. Türkiye'de tarımda makineleşmenin yaygınlaşması, tarım sektörü ve sosyoekonomik yapı üzerinde derin etkiler bırakmıştır. Buna göre, tarımda makineleşmenin sonuçlarıyla ilgili aşağıda verilen bilgilerden hangisi _yanlıştır_?

    • A) Hasat ve ekim işlemleri daha hızlı yapıldığı için tarımsal ürünlerin hasat süresi kısalmıştır.
    • B) Tarımsal işlerde makine kullanımı arttığı için insana ve kaba iş gücüne duyulan ihtiyaç azalmıştır.
    • C) Tarımsal işlemlerin makineyle yapılması toprağın verimliliğini düşürmüş ve ürün veriminin azalmasına yol açmıştır.
    • D) Türkiye'de tarımda makineleşme süreci özellikle 1950'li yıllardan sonra hız kazanmıştır.
    • E) Çayır ve mera alanları ile nadas arazilerinin sürülerek tarıma kazandırılmasıyle ekili-dikili alan miktarı artmıştır.

    Tarımda makineleşme toprağın zamanında sürülmesini, hasat kayıplarının azalmasını sağlayarak birim alandan alınan ürün verimini ve toplam üretimi artırır. Verimin azaldığı bilgisi yanlıştır. Doğru cevap C seçeneğidir.

  15. 15. Marmara Bölgesi'nin göl oluşum özellikleri dikkate alındığında, bu bölge sınırları içerisinde aşağıdaki göl türlerinden hangisinin doğal bir örneğine rastlanması _beklenmez_?

    • A) Kıyı Set Gölü
    • B) Tektonik Göl
    • C) Buzul (Sirk) Gölü
    • D) Lagün (Deniz Kulağı) Gölü
    • E) Volkanik Set Gölü

    Marmara Bölgesi'nde Büyükçekmece ve Durusu (Terkos) gölleri kıyı set (lagün) göllerine (A ve D); Sapanca, İznik, Manyas ve Ulubat gölleri tektonik göllere (B); Uludağ'ın zirvelerinde yer alan Kilimli ve Aynalı göller ise buzul (sirk) göllerine (C) örnektir. Ancak Marmara Bölgesi'nde volkanik set gölü (Van Gölü çevresindekiler gibi) bulunmamaktadır.

  16. 16. Akarsuların taşıdığı alüvyonların gelgit etkisinin zayıf, akıntıların az ve kıta sahanlığının geniş olduğu kıyılarda birikmesiyle delta ovaları oluşur. Buna göre, Türkiye'nin kıyı özellikleri dikkate alındığında; I. Kıyı Ege Bölümü II. Doğu Karadeniz Bölümü III. Batı Toroslar kıyı kuşağı IV. Orta Karadeniz Bölümü verilen alanların hangilerinde delta ovası oluşumu diğerlerine göre daha kolaydır?

    • A) Yalnız I
    • B) Yalnız II
    • C) I ve IV
    • D) II ve III
    • E) III ve IV

    Kıyı Ege'de dağlar denize dik uzandığından kıta sahanlığı geniştir, bu yüzden delta oluşumu kolaydır (I). Orta Karadeniz'de (Samsun kıyıları) ise dağlar kıyının gerisinde yükseldiğinden kıta sahanlığı geniştir ve Bafra, Çarşamba gibi büyük deltalar oluşmuştur (IV). Doğu Karadeniz ve Batı Toroslar kıyılarında ise deniz birden derinleştiği (kıta sahanlığının dar olduğu) için delta oluşumu çok zordur. Doğru cevap I ve IV'tür.

  17. 17. Türkiye'de doğa yürüyüşü ve dağcılık sporu yapmak isteyen bir grup, Türkiye fiziki haritasında belirlenen bazı dağlık alanlara gitmeyi planlamaktadır. Bu gruptaki üyelerin gitmek istediği yerlerin coğrafi konumları şu şekildedir: • Marmara Bölgesi'nde, Gelibolu Yarımadası'nın kuzeydoğusunda uzanan dağ sırası • İç Anadolu Bölgesi'nde, Eskişehir'in kuzeyinde Sakarya Nehri'ne paralel uzanan dağlar • İç Anadolu'da sönmüş bir volkan konisi olan ve Kapadokya çevresinde yer alan dağlık kütle • Doğu Anadolu Bölgesi'nin en güneydoğusunda yer alan, güncel buzullara sahip yüksek dağ sırası Bu coğrafi konum bilgileriyle aşağıdaki dağlar eşleştirildiğinde, hangi dağın konumu hakkında yukarıda bilgi _verilmemiştir_?

    • A) Cilo Dağları
    • B) Koru Dağları
    • C) Melendiz Dağı
    • D) Sündiken Dağları
    • E) Geyik Dağları

    Gelibolu Yarımadası'nda (Marmara Bölgesi) uzanan dağ sırası Koru Dağları'dır. Eskişehir'in kuzeyinde Sakarya Nehri'ne paralel uzanan kıvrım dağları Sündiken Dağları'dır. Kapadokya çevresinde (Aksaray-Niğde kesimi) yer alan sönmüş volkan konisi Melendiz Dağı'dır. Hakkari bölümünde güncel buzullara sahip olan Türkiye'nin en yüksek kıvrım dağlarından biri Cilo (Buzul) Dağları'dır. Antalya ile Konya sınırları arasında, Batı Toroslar kuşağında yer alan kıvrımlı yapıdaki Geyik Dağları hakkında ise yukarıda herhangi bir konum bilgisi verilmemiştir. Bu nedenle doğru cevap E şıkkıdır.

  18. 18. Türkiye'de dördüncü jeolojik zamanda (Kuvaterner) yaşanan buzul çağlarına ait buzul aşındırma ve biriktirme şekillerine (sirk, moren, hörgüç kaya vb.) sadece yükseltisi 2000-2200 metrenin üzerinde olan yüksek dağlık alanlarda rastlanır. Buna göre, aşağıdaki dağlık yörelerin hangisinde buzul aşınım ve birikim şekillerine rastlanması _beklenmez_?

    • A) Cilo Dağları (Hakkâri)
    • B) Kaçkar Dağları (Doğu Karadeniz)
    • C) Yıldız Dağları (Marmara - Istranca)
    • D) Bolkar Dağları (Orta Toroslar)
    • E) Uludağ kütlesi (Marmara)

    Uludağ (2543 m), Kaçkarlar (3932 m), Cilo (4135 m) ve Bolkarlar (3524 m) buzul şekilleri barındıran yüksek dağlardır. Ancak Marmara'nın kuzeybatısındaki Yıldız Dağları'nın en yüksek noktası yaklaşık 1030 metre olduğundan, buzul aşınım ve birikim şekillerine buralarda rastlanmaz.

  19. 19. Türkiye'de seracılık faaliyetleri çoğunlukla Güney Ege kıyıları ile Akdeniz kıyı kuşağında yoğunlaşmıştır. Seracılık faaliyetlerinin bu kıyı kuşağında gelişmesinin ve buralarda yoğun olarak yapılmasının en temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

    • A) Kıyı kuşağında demir yolu ve deniz ulaşımının çok gelişmiş olması
    • B) Kış sıcaklık değerlerinin yüksek olması nedeniyle sera ısıtma maliyetlerinin düşük olması
    • C) Kış aylarında yağış miktarının yüksek olması
    • D) Kıyı şeridinde tüketici nüfus yoğunluğunun fazla olması
    • E) Bölgedeki toprak tiplerinin sera tarımına daha uygun olması

    Seracılıkta en büyük maliyet kış aylarında seraların ısıtılmasıdır. Kıyı Akdeniz ve Güney Ege'de kışlar ılık geçtiği (sıcaklıkların yüksek olması - B) için ısıtma giderleri çok düşüktür ve bu durum seracılığı buralarda ekonomik kılar. Yağışlı kışlar (C) seracılık için olumlu değil, aksine güneşlenmeyi azalttığı için olumsuzdur.

  20. 20. Türkiye'deki dağlar ve bunların genel jeolojik özellikleri hakkında bazı bilgiler verilmiştir: I. Kırıklı dağ oluşumu (horst-graben) Türkiye'de en yaygın olarak Ege Bölgesi'nde görülür. II. Türkiye'deki sönmüş volkanik dağlar sayısal olarak en fazla Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndedir. III. Karadeniz kıyı kuşağındaki dağ sıraları, yan basınçlarla kıvrılarak antiklinal ve senklinal yapıları oluşturmuştur. Türkiye'deki dağlar hakkında yukarıda verilen bilgilerden hangileri doğru _değildir_?

    • A) Yalnız I
    • B) Yalnız II
    • C) I ve II
    • D) II ve III
    • E) I, II ve III

    Ege Bölgesi kırıklı dağların (horst-graben) en yaygın görüldüğü yerdir (I doğru). Karadeniz kıyısındaki dağlar kıvrım dağ yapısındadır (III doğru). Ancak Türkiye'de volkanik dağlar en fazla Doğu Anadolu ve İç Anadolu bölgelerindedir. Güneydoğu Anadolu'da ise sadece kalkan biçimli Karacadağ volkanı yer alır. Dolayısıyla II. öncül doğru değildir.